GÜL YILMAZ
Köşe Yazarı
GÜL YILMAZ
 

KRALA ARTIK ÇIPLAK DEME ZAMANI GELMEDİ Mİ?

Dünyada ve ülkemizde son zamanlarda bir çok olumsuz olayları duyuyor yada karşılaşıyoruz.Örneğin Okullarımızda ki şiddet olayları. Çok üzüldük ve çok şaşırdık. Neden? Çünkü bizim zamanımızda değil bir çocuğun okula silahla gelip arkadaşlarına zarar vermesi; sözel şiddet uygulayan bir çocuk olduğunda bile çok garip karşılanıyordu. Ülkemizin ekonomik sorunları karşısında çok zor durumda kalan emeklilerimizi görüyoruz. Bizim zamanımızda bir kişi emekli olduğunda,emekli ikramiyesiyle bir ev alabiliyordu. Ama şimdilerde değil bir ev almak,hayatta kalabilmek için bildiğimiz yaşam mücadelesi veriyorlar. Bir çok emekli Türkiye'deki aylık kira tutarlarından daha az aylık maaş alıyorlar. Ya çalışana ne demeli? Emeklerinin karşılığını maddi ve manevi alabiliyor mu? Gıda enflasyonuyla çalışanların maaşına uygulanan enflasyon farkı sizce aynı mı? Kadınların uğradığı şiddete ne demeli? Sırf ayrılmak istediği için yada boşandığı için kadınlarımız öldürülüyor yada şiddete maruz kalıyor. Ülkemizde 0-4 Yaş arası çocuk sayısı 5 milyonun altına düşmüş durumda. Yani ülkece çok hızlı yaşlanıyoruz. Bu ülkenin demografik yapısını olumsuz yönde etkiler. Bir yandan kalifiye insanımızın yurt dışında yaşama isteği... Bir insan ülkesinin dışında başka bir ülkede neden yaşamak ister ki? Her yönden güven duyma isteği olabilir mi? Ülkemizde canlarımıza uygulanan şiddete ne demeli? Yada doğamıza yapılan katliam. Ama maden ocakları önemli değil mi? Eski yönetimlerde ülkeyi yöneten krallar vardı. O Krallar; halkının her türlü ihtiyacını karşılamak zorundaydı. Halkın güven ihtiyacını karşılaması için kolluk kuvvetlerine,adaleti sağlamak için hakime,avukata, savcıya, ülkenin ekonomisini n iyi olması için maliye bakanlığına, eğitim için eğitim bakanlığına, sağlık için sağlık bakanlığına vs ihtiyaç olduğunu fark etti. AA geçmiş tarihten şuan ki zamana geldik. Neyse biz konumuza dönelim. Kral baktı ki tüm bakanlıklar elinin altında. Ve şöyle düşünmeye başladı:"ben kutsalım." Tabiki öyle düşünecek. Tek bir kişiye bu kadar yetki verirsen olacağı bu. Sorun işte burda başlıyor. Evet her toplum kendini yöneten sisteme saygı duymak ister. Koşulsuz saygı... Ama o Kral hata yaptığında görmezden gelir yada biat etmeye devam ederse; işte o zaman yaşamak istemediği hayata mahkum kalır. Çünkü o Kralı sen yaratmışsındır.Yani nasıl yaşamak istediğine sen karar vermişsindir. Buraya kadar herşey iyi. Ama hoşuna gitmeyen bir şeyi,söyleme yada belirtme ihtimallerin ne olmuştur? İnsanlar gerçek kötüyse duymak istemez. Bazen bir çok insan yalana inanmak ister. Çünkü gerçeği söylemenin bedeli,sessiz kalmanın konforundan daha ağırdır. Ama bir noktadan sonra suskunluk da suça dönüşür ve krala çıplak demek farz olur. Aslında Krala çıplak demenin ona da zarardan çok faydası olduğunu Kralda görebilse,kendisini daha net fark edebilecek. Belkide sorun Kralın çıplak olmasında değil; bizim bunu bile bile hala alkışlamaya devam etmemizde. Gerçeğin yüzünü istediğiniz kadar örtün. Eninde sonunda ortaya çıkma gibi kötü huyları vardır. Peki o gün geldiğinde ne yapacağız? Yada o gün geldi mi? Bir millet nasıl yaşayacağına kendisi karar verir. Dikkat edin; refah içinde yaşayan milletler,Krala çıplak deme cesaretini gösterebilen milletler olmuştur. O zaman ya bizde o cesareti gösterip Krala çıplak diyebileceğiz yada hak ettiğimizi yaşamaya devam edeceğiz. Ama şikayetçi olmadan...
Ekleme Tarihi: 01 Haziran 2026 -Pazartesi

KRALA ARTIK ÇIPLAK DEME ZAMANI GELMEDİ Mİ?

Dünyada ve ülkemizde son zamanlarda bir çok olumsuz olayları duyuyor yada karşılaşıyoruz.Örneğin Okullarımızda ki şiddet olayları. Çok üzüldük ve çok şaşırdık. Neden? Çünkü bizim zamanımızda değil bir çocuğun okula silahla gelip arkadaşlarına zarar vermesi; sözel şiddet uygulayan bir çocuk olduğunda bile çok garip karşılanıyordu.

Ülkemizin ekonomik sorunları karşısında çok zor durumda kalan emeklilerimizi görüyoruz. Bizim zamanımızda bir kişi emekli olduğunda,emekli ikramiyesiyle bir ev alabiliyordu. Ama şimdilerde değil bir ev almak,hayatta kalabilmek için bildiğimiz yaşam mücadelesi veriyorlar. Bir çok emekli Türkiye'deki aylık kira tutarlarından daha az aylık maaş alıyorlar.

Ya çalışana ne demeli? Emeklerinin karşılığını maddi ve manevi alabiliyor mu? Gıda enflasyonuyla çalışanların maaşına uygulanan enflasyon farkı sizce aynı mı?

Kadınların uğradığı şiddete ne demeli? Sırf ayrılmak istediği için yada boşandığı için kadınlarımız öldürülüyor yada şiddete maruz kalıyor.

Ülkemizde 0-4 Yaş arası çocuk sayısı 5 milyonun altına düşmüş durumda. Yani ülkece çok hızlı yaşlanıyoruz. Bu ülkenin demografik yapısını olumsuz yönde etkiler.

Bir yandan kalifiye insanımızın yurt dışında yaşama isteği... Bir insan ülkesinin dışında başka bir ülkede neden yaşamak ister ki?

Her yönden güven duyma isteği olabilir mi?

Ülkemizde canlarımıza uygulanan şiddete ne demeli? Yada doğamıza yapılan katliam. Ama maden ocakları önemli değil mi?

Eski yönetimlerde ülkeyi yöneten krallar vardı. O Krallar; halkının her türlü ihtiyacını karşılamak zorundaydı. Halkın güven ihtiyacını karşılaması için kolluk kuvvetlerine,adaleti sağlamak için hakime,avukata, savcıya, ülkenin ekonomisini n iyi olması için maliye bakanlığına, eğitim için eğitim bakanlığına, sağlık için sağlık bakanlığına vs ihtiyaç olduğunu fark etti. AA geçmiş tarihten şuan ki zamana geldik. Neyse biz konumuza dönelim. Kral baktı ki tüm bakanlıklar elinin altında. Ve şöyle düşünmeye başladı:"ben kutsalım." Tabiki öyle düşünecek. Tek bir kişiye bu kadar yetki verirsen olacağı bu. Sorun işte burda başlıyor. Evet her toplum kendini yöneten sisteme saygı duymak ister. Koşulsuz saygı... Ama o Kral hata yaptığında görmezden gelir yada biat etmeye devam ederse; işte o zaman yaşamak istemediği hayata mahkum kalır. Çünkü o Kralı sen yaratmışsındır.Yani nasıl yaşamak istediğine sen karar vermişsindir. Buraya kadar herşey iyi. Ama hoşuna gitmeyen bir şeyi,söyleme yada belirtme ihtimallerin ne olmuştur?

İnsanlar gerçek kötüyse duymak istemez. Bazen bir çok insan yalana inanmak ister. Çünkü gerçeği söylemenin bedeli,sessiz kalmanın konforundan daha ağırdır. Ama bir noktadan sonra suskunluk da suça dönüşür ve krala çıplak demek farz olur. Aslında Krala çıplak demenin ona da zarardan çok faydası olduğunu Kralda görebilse,kendisini daha net fark edebilecek.

Belkide sorun Kralın çıplak olmasında değil; bizim bunu bile bile hala alkışlamaya devam etmemizde. Gerçeğin yüzünü istediğiniz kadar örtün. Eninde sonunda ortaya çıkma gibi kötü huyları vardır. Peki o gün geldiğinde ne yapacağız? Yada o gün geldi mi?

Bir millet nasıl yaşayacağına kendisi karar verir. Dikkat edin; refah içinde yaşayan milletler,Krala çıplak deme cesaretini gösterebilen milletler olmuştur. O zaman ya bizde o cesareti gösterip Krala çıplak diyebileceğiz yada hak ettiğimizi yaşamaya devam edeceğiz.

Ama şikayetçi olmadan...

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve cukurovapress.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.