Eskişehir'deki Doruk Madencilik işcileri yaklaşık 5 aydır ödenmeyen maaşları ve yıllardır alamadıkları kıdem tazminatları için başlattıkları eylemlerin sonucunda 28 Nisan 2026 tarihinde haklarını alarak süreci tamamlamışlardır.
Bu eylemlerini Eskişehir'den Ankara'ya yürüyerek başlattılar. Ankara'da müdahale ve gözaltı, açlık grevi ve direniş.
Peki sonuç ne oldu? Kazandılar.
Peki nasıl ve neden kazandılar? Örgütlenmenin, inanmanın ve haklarını sonuna kadar savunmalarından olabilir mi? Korkmadılar. Çünkü haklı olduklarını biliyorlardı ve sonuna kadar haklarını savunup kazandılar. Peki bizi bu durum neden bu kadar etkiledi, ya da neden bu kadar gündem oldu?
Madenciler haklarını kazandı evet,ama toplum bunu daha çok birlik olunduğunda,ses yükseldiğinde değişimin mümkün olacağını gördü. Aslında bu sadece yer altında çalışan madencilerin hikayesi değildi.
Hastanede nöbet tutan sağlık personelinin, okulda eğitim veren öğretmenlerin, tarlada çalışan çiftçilerin, işçilerin, memurların,emeklilerin kısacası herkesin sesi ve ümidi oldu. Aslında ölü toprağı serilmiş bir topluma ışık oldu.
İşte bu. Demek ki haklarımız için mücadele edersek bir şeyler değişebilirmiş. Madenciler bize bunu gösterdi.
Bugün duyduğumuz o ses yarın başka bir yerden yükselebilir. Başka bir emekten, başka adaletsizlikten,başka bir yerden. Ama asıl soru şu; biz o sesi gerçekten duyacak mıyız yoksa sadece yükseldiğini mi düşüneceğiz?
Eğer o sesi duyarsak bu toplumda neyi hak ettiğimizi fark edecek ve ona göre bir hayat yaşayacağız. Ama o sesin sadece yükseldiğini düşünürsek,işte o zaman neyi hak ettiğimizi hiç bir zaman bilmeyecegiz.
Medeni olarak kabul ettiğimiz ülkelerde "hak, hukuk, Adalet" kelimeleri çok önemli. Önemli olduğu için insanlar refah bir toplumda yaşıyorlar.
Kısacası maden ocağı işçilerinin bu kadar ses getirmesinin sebebi;Adalet duygusuna dokunması,görünmeyenin görünür hale gelmesini sağlaması, toplumsal eşitsizlik hissiyatını tetiklemesi, aslında sessizliğin kırılabileceğini gösterdi. Bu çok önemliydi.
Ama asıl önemli olan bunun devamının gelmesiydi.
Siz sevgili dostlarım bu mümkün olabilir mi?
