REMZİ YILDIRIM
Köşe Yazarı
REMZİ YILDIRIM
 

VALİ BABADAN BİR İSTEK VAR..!

60 yıllık emek bir videoya sığar mı..? Bir insanın ömrünü düşünün. Çocukluğu tezgâhın başında geçmiş, gençliği hamur kokusuyla yoğrulmuş, saçları fırının sıcaklığında ağarmış. Tam 60 yıl..! Dile kolay. Bir ömür değil, neredeyse bir şehrin hafızasıdır 60 yıl. Adana’nın sokaklarında nice insanlar gelip geçti. Dükkânlar açıldı, kapandı. Tabelalar değişti. Belediyeler değişti. İnsanlar değişti. Ama bazı esnaflar vardır ki onlar yalnızca satış yapmaz. Şehrin hafızasında yer ederler. Lahmacuncu Ali Usta da işte böyle bir isim. Fakat bugün Ali Usta’nın önünde bir tezgâh değil, kocaman bir hayat meselesi duruyor. Bir video; Bir sosyal medya paylaşımı. Ardından büyüyen tartışmalar. 60 yıllık ekmek teknesinin ortadan kaldırılması. -Ali Usta ile konuştum. -Anlatırken sesi titredi. -Gözleri doldu. Bir gazeteci olarak insanın karşısında ağlayan bir emekçiyi görmek kolay değildir. Hele ki o insan, “Ben artık kavga istemiyorum, helalleşmek istiyorum” diyorsa.İşte orada insanın yüreği biraz daha ağırlaşıyor. Kabardılça kabarıyor Ali Usta, yaşanan olay nedeniyle iki aydır psikolojik tedavi gördüğünü söylüyor. Ekonomik sıkıntılarının büyüdüğünü anlatıyor. Kredi kartı borçlarını ödeyemez hale geldiğini, babasından kalan ev ile eşinin üzerine kayıtlı evin borçlar nedeniyle satışa çıkardıklarını söylüyor. Bunlar bir insanın hayatında küçük cümleler değildir. Bunlar, “Benim ekmek teknem elimden gitti” demenin başka biçimidir.   Şimdi bir başka cümlesi geliyor Ali Usta’nın: “Ben kimseyle kavgalı kalmak istemiyorum.” Ne kadar kıymetli. Çünkü insan bazen haklı olduğunu düşündüğü bir durumda bile gönül kırıklığını büyütmek yerine barışı seçebilir. Ali Usta da bunu yapıyor. Videoda kırdığı insanlar olmuşsa özür diliyor. Çocuktan, Annesinden, Kamuoyundan, Hatta kendisine yaşatılan mağduriyete rağmen helallik istemeye hazır olduğunu söylüyor. İşte Anadolu insanının mayası biraz da budur. Kırılır..! Ama kırmak istemez. Üzülür, Ama kin tutmak istemez. Ekmek ister. İş ister. Onuruyla çalışmak ister. Tam burada sözü Adana Valisi Sayın Mustafa Yavuz’a bırakmak gerekiyor. Çünkü Ali Usta'nın isteği öyle büyük bir makam, servet ya da ayrıcalık talebi değil. Diyor ki: “Vali Babamdan yardım istiyorum.” Ne kadar sade. Ne kadar Anadolu kokan bir ifade. Bir esnaf, devletin kapısını çalarken kendisini devletin karşısında değil, devletin şefkatli eli altında görmek istiyor. İsteği de açık:“Mümkünse eski yerimin yeniden tahsis edilmesi ya da o bölgede kiralık bir dükkân için bana imkân sağlanması.” Elbette bunun hukuki, idari ve belediyeler açısından hangi şartlarda mümkün olup olmadığı ayrı bir konudur. Bunu ilgili kurumlar değerlendirecektir. Fakat burada başka bir şey var. Bir insanın yeniden ayağa kalkma arzusu. Ali Usta, “Bana yardım edin, ömrümün kalanında yeniden çalışayım” diyor. Bence mesele tam da burada.bDevlet bazen yalnızca kanun değildir. Devlet bazen bir kapıdır. Bazen bir eldir. Bazen de düştüğünü söylemeye utanan bir insanın omzuna konulan sıcak bir eldir. Çünkü mesele sadece Ali Usta’nın meselesi değildir. Bu şehirde yıllarca alın teriyle çalışan, mahallesinin, sokağının, müşterisinin hafızasına yerleşen binlerce esnafın hikâyesidir.Bugün Ali Usta olur, Yarın başka bir emekçi. Sayın Valim; Bir insanın 60 yıllık emeğini yeniden ayağa kaldırmak belki mümkün olur."Belki eski tezgâhının olduğu yer olmaz. Belki başka bir yer Dostum, bu hikâyede en güçlü damar bence “ekmek teknesi, 60 yıllık emek, pişmanlık, helalleşme ve devlet kapısına uzanan bir el”. Köşeyi biraz iç burkan ama kimseyi suçlamadan, Vali’ye de doğrudan ve saygılı bir çağrı şeklinde kuruyorum.
Ekleme Tarihi: 30 Eylül 2026 -Çarşamba

VALİ BABADAN BİR İSTEK VAR..!

60 yıllık emek bir videoya sığar mı..? Bir insanın ömrünü düşünün.

Çocukluğu tezgâhın başında geçmiş, gençliği hamur kokusuyla yoğrulmuş, saçları fırının sıcaklığında ağarmış.

Tam 60 yıl..!

Dile kolay.

Bir ömür değil, neredeyse bir şehrin hafızasıdır 60 yıl. Adana’nın sokaklarında nice insanlar gelip geçti. Dükkânlar açıldı, kapandı. Tabelalar değişti. Belediyeler değişti. İnsanlar değişti.

Ama bazı esnaflar vardır ki onlar yalnızca satış yapmaz. Şehrin hafızasında yer ederler.

Lahmacuncu Ali Usta da işte böyle bir isim. Fakat bugün Ali Usta’nın önünde bir tezgâh değil, kocaman bir hayat meselesi duruyor.

Bir video; Bir sosyal medya paylaşımı. Ardından büyüyen tartışmalar. 60 yıllık ekmek teknesinin ortadan kaldırılması.

-Ali Usta ile konuştum.

-Anlatırken sesi titredi.

-Gözleri doldu.

Bir gazeteci olarak insanın karşısında ağlayan bir emekçiyi görmek kolay değildir. Hele ki o insan, “Ben artık kavga istemiyorum, helalleşmek istiyorum” diyorsa.İşte orada insanın yüreği biraz daha ağırlaşıyor. Kabardılça kabarıyor

Ali Usta, yaşanan olay nedeniyle iki aydır psikolojik tedavi gördüğünü söylüyor.

Ekonomik sıkıntılarının büyüdüğünü anlatıyor.

Kredi kartı borçlarını ödeyemez hale geldiğini, babasından kalan ev ile eşinin üzerine kayıtlı evin borçlar nedeniyle satışa çıkardıklarını söylüyor.

Bunlar bir insanın hayatında küçük cümleler değildir. Bunlar, “Benim ekmek teknem elimden gitti” demenin başka biçimidir.

 

Şimdi bir başka cümlesi geliyor Ali Usta’nın:

“Ben kimseyle kavgalı kalmak istemiyorum.”

Ne kadar kıymetli.

Çünkü insan bazen haklı olduğunu düşündüğü bir durumda bile gönül kırıklığını büyütmek yerine barışı seçebilir.

Ali Usta da bunu yapıyor.

Videoda kırdığı insanlar olmuşsa özür diliyor.

Çocuktan, Annesinden,

Kamuoyundan, Hatta kendisine yaşatılan mağduriyete rağmen helallik istemeye hazır olduğunu söylüyor.

İşte Anadolu insanının mayası biraz da budur.

Kırılır..! Ama kırmak istemez. Üzülür, Ama kin tutmak istemez. Ekmek ister. İş ister. Onuruyla çalışmak ister.

Tam burada sözü Adana Valisi Sayın Mustafa Yavuz’a bırakmak gerekiyor. Çünkü Ali Usta'nın isteği öyle büyük bir makam, servet ya da ayrıcalık talebi değil.

Diyor ki: “Vali Babamdan yardım istiyorum.”

Ne kadar sade. Ne kadar Anadolu kokan bir ifade.

Bir esnaf, devletin kapısını çalarken kendisini devletin karşısında değil, devletin şefkatli eli altında görmek istiyor.

İsteği de açık:“Mümkünse eski yerimin yeniden tahsis edilmesi ya da o bölgede kiralık bir dükkân için bana imkân sağlanması.”

Elbette bunun hukuki, idari ve belediyeler açısından hangi şartlarda mümkün olup olmadığı ayrı bir konudur. Bunu ilgili kurumlar değerlendirecektir. Fakat burada başka bir şey var.

Bir insanın yeniden ayağa kalkma arzusu.

Ali Usta, “Bana yardım edin, ömrümün kalanında yeniden çalışayım” diyor.

Bence mesele tam da burada.bDevlet bazen yalnızca kanun değildir.

Devlet bazen bir kapıdır.

Bazen bir eldir. Bazen de düştüğünü söylemeye utanan bir insanın omzuna konulan sıcak bir eldir.

Çünkü mesele sadece Ali Usta’nın meselesi değildir.

Bu şehirde yıllarca alın teriyle çalışan, mahallesinin, sokağının, müşterisinin hafızasına yerleşen binlerce esnafın hikâyesidir.Bugün Ali Usta olur, Yarın başka bir emekçi.

Sayın Valim;

Bir insanın 60 yıllık emeğini yeniden ayağa kaldırmak belki mümkün olur."Belki eski tezgâhının olduğu yer olmaz.

Belki başka bir yer Dostum, bu hikâyede en güçlü damar bence “ekmek teknesi, 60 yıllık emek, pişmanlık, helalleşme ve devlet kapısına uzanan bir el”. Köşeyi biraz iç burkan ama kimseyi suçlamadan, Vali’ye de doğrudan ve saygılı bir çağrı şeklinde kuruyorum.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve cukurovapress.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.