İnsanlık tarihinin bazı dönemleri vardır ki yalnızca yeni araçların ortaya çıkmasına değil, düşünme biçimlerinin de değişmesine yol açar. Buhar makinesi Sanayi Devrimi'ni, elektrik modern üretimi, internet ise bilgi çağını doğurdu. Günümüzde ise yapay zekâ ile yeni bir dönemin içindeyiz. Bu nedenle çocuklarımızı yalnızca bugünün sınavlarına değil, geleceğin dünyasına hazırlamak zorundayız.
Geçmişte okuma yazma bilmeyen bireylerin toplumsal hayatta geri kalması nasıl kaçınılmazsa, gelecekte de dijital okuryazarlığı olmayan bireylerin benzer bir riskle karşılaşması olasıdır.
Ancak dijital okuryazarlık yalnızca bilgisayar kullanmak değildir. Çocukların bilgiye ulaşabilmesi, bilginin doğruluğunu sorgulayabilmesi, internet güvenliğini bilmesi, dijital ortamda etik davranabilmesi için yapay zekâ araçlarını bilinçli kullanabilmesi gerekmektedir.
Yapay zekâ birçok bilgiyi saniyeler içinde sunabilmektedir. Böyle bir dünyada yalnızca bilgi depolayan bireyler avantajlı olmayacaktır. Yüzlerce formül ezberlemekten çok, karşılaşılan bir sorunu çözmek daha değerli hale gelecektir. Bu nedenle eğitim sistemlerinin "ne biliyorsun?" sorusundan çok "nasıl düşünüyorsun?" sorusuna yönelmesi gerekmektedir.
Dijital dünyanın temel dili matematiktir. Çocuklarımızın matematik korkusundan kurtarılması, bilimsel düşünceyle tanıştırılması, deney yapmaya teşvik edilmesi, sorgulama alışkanlığı kazanması önemlidir. Amaç tüm çocukları mühendis yapmak değildir. Ama bilimsel düşünceyi hayatın bir parçası haline getirmektir
Kodlama eğitimi yeni dönemin temelleri arasındadır. Her çocuğun profesyonel yazılımcı olması gerekmiyor. Ancak temel düzeyde algoritmik düşünme, kodlama mantığı, veri yapıları, otomasyon sistemleri, hakkında bilgi sahibi olması önemlidir. Kodlama eğitiminin asıl katkısı bilgisayar programı yazmaktan çok sistematik düşünmeyi öğretmesidir.
İngilizce günümüzün bilim ve teknoloji dilidir. Bilimsel yayınların, yazılım dokümanlarının ve teknik içeriklerin büyük bölümü İngilizce olarak sunulmaktadır. Yapay zekâ çeviri konusunda çok ilerlese de yabancı dil hâlâ büyük avantaj sağlamaktadır. Mümkünse ikinci bir yabancı dil gelecekte önemli bir rekabet avantajı yaratacaktır.
Bir ülkenin zenginleşmesi yalnızca çok üretmesine değil, yüksek katma değerli ürün üretmesine bağlıdır.Katma değeri yüksek sektörler arasında; yapay zekâ uygulamaları, savunma teknolojileri, yazılım, robotik sistemler, biyoteknoloji, yenilenebilir enerji teknolojileri, tarım teknolojileri, sağlık teknolojileri, nanoteknoloji öne çıkacaktır. Çocukların bu alanlarla erken yaşta tanışmaları büyük önem taşımaktadır.
Geleceğin eğitiminde öne çıkacak beceriler; eleştirel düşünme, problem çözme, yaratıcılık, takım çalışması, iletişim yeteneği, karar verme becerisi olacaktır. Teknoloji geliştikçe yalnızca teknik beceriler değil, insani beceriler de önem kazanacaktır. Özellikle; empati, liderlik, etik davranış, işbirliği, sanat ve estetik anlayışı, sosyal iletişim geleceğin en değerli özellikleri arasında olacaktır.
Çünkü yapay zekâ hesap yapabilir; ancak insan ilişkilerini kurmak, güven oluşturmak ve toplumsal liderlik göstermek hâlâ insanlara özgü alanlardır.
Türkiye genç nüfusuyla önemli bir avantaja sahiptir. Ancak bu avantajın değere dönüşebilmesi için:
İlkokuldan itibaren dijital okuryazarlık eğitimi verilmesi, matematik ve fen eğitiminde uygulamalı yöntemlerin yaygınlaştırılması, her okulda robotik ve kodlama atölyeleri kurulması, ingilizce eğitim kalitesinin yükseltilmesi, bilim kampları ve teknoloji köylerinin yaygınlaştırılması, üniversite-sanayi işbirliğinin güçlendirilmesi, yapay zekâ ve girişimcilik eğitimlerinin erken yaşlarda başlatılması gerekmektedir.
