REMZİ YILDIRIM
Köşe Yazarı
REMZİ YILDIRIM
 

HERKES KENDİNCE HAKLIYDI FAKAT TERAZİ FARKLI..!

Hayat bazen öyle bir yere getirir ki insanı, herkes kendi penceresinden bakar ve gördüğünün tamamıyla gerçek olduğuna inanır. Kimi yaşadığı kırgınlığı anlatır, kimi uğradığı haksızlığı.Kimi “Ben elimden geleni yaptım.” der, kimi “Beni kimse anlamadı.” Herkesin söyleyecek bir sözü, kendince haklı bir gerekçesi vardır. Ama… Terazi farklıdır. Çünkü hayat, yalnızca kimin daha yüksek sesle konuştuğuna bakmaz. Kimin kendini daha iyi savunduğuyla da ilgilenmez. Bir başka ölçüsü vardır hayatın: Vicdan. İnsan kendisini haklı çıkarmak için bazen geçmişi yeniden yazar. Unuttuğu ayrıntıları hatırlamaz, kendi hatalarını küçültür, karşısındakinin kusurunu büyütür. Sonra da aynaya bakıp: “Ben haklıydım.” der. Belki gerçekten haklıdır. Ama karşısındaki de kendince haklıdır.İşte asıl mesele tam burada başlar. Çünkü iki insanın da kendisini haklı gördüğü yerde, gerçek haklılık ile haklı olduğuna inanmak birbirinden ayrılır.Haklı olmak başka şeydir, haklı görünmek başka.Gürültü yapanın sesi çok çıkabilir ama bu, onun doğru olduğunu göstermez. Kalabalığın alkışı da adaletin ölçüsü değildir. Bazen sessiz kalan insan, söyleyecek sözü olmadığı için değil; söyleyeceği sözün bir başkasını yaralayacağını bildiği için susar. Bazen geri adım atan insan yenildiği için değil, insanlığını kaybetmemek için geri çekilir. Bazen özür dileyen taraf suçlu olduğu için değil, ilişkiyi egosundan daha değerli gördüğü için özür diler. Bazen en büyük haksızlık, kendisini sürekli haklı gören insanların elinden çıkar. Çünkü insan kendi kusurunu göremediği zaman, başkasının kusurunu büyütmekte ustalaşır. Oysa gerçek adalet, insanın önce kendi tarafına da bakabilmesidir. “Ben nerede yanlış yaptım?” diyebilmektir. İşte o soru, insanın kendisiyle yaptığı en zor muhasebedir. Hayatın terazisi de burada devreye girer. Bir kefesinde söylediklerimiz vardır, diğerinde sustuklarımız. Bir kefesinde bize yapılanlar, diğerinde bizim başkalarına yaptıklarımız. Bir kefesinde haklarımız, diğerinde sorumluluklarımız En ağır kefede de vicdanımız durur. İnsan herkesi kandırabilir. Sözleriyle. Gücünü kullanarak. Kalabalıkların arkasına saklanarak. Hatta bazen kendisini bile kandırabilir. Ama vicdanın terazisinden kaçamaz. Çünkü gece herkes sustuğunda, insan kendi iç sesiyle baş başa kalır. İşte o zaman alkışların, makamların, paranın, şöhretin hiçbir anlamı kalmaz.Geriye yalnızca insanın kendisi kalır. Belki de bu yüzden hayatta bazı hesaplar mahkemelerde değil, zamanın içinde görülür. Zaman, kimin ne söylediğini değil, kimin ne yaptığını ortaya çıkarır. Kimin yanında durduğunu Kimi yarı yolda bıraktığını. Kimin elinden tuttuğunu. Kimin hakkını yediğini. Kimin hakkını savunduğunu. En önemlisi, insanın gücü eline geçtiğinde nasıl birine dönüştüğünü gösterir. Benim öğrendiğim şu: Herkes kendince haklı olabilir. Fakat hakikat, insanların kendileri için yazdığı hikâyeden ibaret değildir. Hakikat bazen suskun bir tanığın gözlerinde, bazen yıllar sonra ortaya çıkan bir belgede, bazen de vicdanın hiç kapanmayan defterinde saklıdır. Bu yüzden kimse kendisini dünyanın merkezine koymasın. Çünkü hayatın terazisi insanın elinde değildir. Terazi farklıdır. O terazide bazen en ağır gelen şey, insanın kendi vicdanıdır.
Ekleme Tarihi: 07 Ekim 2026 -Çarşamba

HERKES KENDİNCE HAKLIYDI FAKAT TERAZİ FARKLI..!

Hayat bazen öyle bir yere getirir ki insanı, herkes kendi penceresinden bakar ve gördüğünün tamamıyla gerçek olduğuna inanır.

Kimi yaşadığı kırgınlığı anlatır, kimi uğradığı haksızlığı.Kimi “Ben elimden geleni yaptım.” der, kimi “Beni kimse anlamadı.”

Herkesin söyleyecek bir sözü, kendince haklı bir gerekçesi vardır.

Ama…

Terazi farklıdır.

Çünkü hayat, yalnızca kimin daha yüksek sesle konuştuğuna bakmaz.

Kimin kendini daha iyi savunduğuyla da ilgilenmez.

Bir başka ölçüsü vardır hayatın:

Vicdan.

İnsan kendisini haklı çıkarmak için bazen geçmişi yeniden yazar. Unuttuğu ayrıntıları hatırlamaz, kendi hatalarını küçültür, karşısındakinin kusurunu büyütür. Sonra da aynaya bakıp: “Ben haklıydım.” der.

Belki gerçekten haklıdır.

Ama karşısındaki de kendince haklıdır.İşte asıl mesele tam burada başlar.

Çünkü iki insanın da kendisini haklı gördüğü yerde, gerçek haklılık ile haklı olduğuna inanmak birbirinden ayrılır.Haklı olmak başka şeydir, haklı görünmek başka.Gürültü yapanın sesi çok çıkabilir ama bu, onun doğru olduğunu göstermez.

Kalabalığın alkışı da adaletin ölçüsü değildir.

Bazen sessiz kalan insan, söyleyecek sözü olmadığı için değil; söyleyeceği sözün bir başkasını yaralayacağını bildiği için susar. Bazen geri adım atan insan yenildiği için değil, insanlığını kaybetmemek için geri çekilir.

Bazen özür dileyen taraf suçlu olduğu için değil, ilişkiyi egosundan daha değerli gördüğü için özür diler.

Bazen en büyük haksızlık, kendisini sürekli haklı gören insanların elinden çıkar.

Çünkü insan kendi kusurunu göremediği zaman, başkasının kusurunu büyütmekte ustalaşır.

Oysa gerçek adalet, insanın önce kendi tarafına da bakabilmesidir. “Ben nerede yanlış yaptım?” diyebilmektir. İşte o soru, insanın kendisiyle yaptığı en zor muhasebedir.

Hayatın terazisi de burada devreye girer.

Bir kefesinde söylediklerimiz vardır, diğerinde sustuklarımız.

Bir kefesinde bize yapılanlar, diğerinde bizim başkalarına yaptıklarımız.

Bir kefesinde haklarımız, diğerinde sorumluluklarımız

En ağır kefede de vicdanımız durur.

İnsan herkesi kandırabilir.

Sözleriyle.

Gücünü kullanarak.

Kalabalıkların arkasına saklanarak.

Hatta bazen kendisini bile kandırabilir. Ama vicdanın terazisinden kaçamaz.

Çünkü gece herkes sustuğunda, insan kendi iç sesiyle baş başa kalır.

İşte o zaman alkışların, makamların, paranın, şöhretin hiçbir anlamı kalmaz.Geriye yalnızca insanın kendisi kalır.

Belki de bu yüzden hayatta bazı hesaplar mahkemelerde değil, zamanın içinde görülür.

Zaman, kimin ne söylediğini değil, kimin ne yaptığını ortaya çıkarır.

Kimin yanında durduğunu

Kimi yarı yolda bıraktığını.

Kimin elinden tuttuğunu.

Kimin hakkını yediğini.

Kimin hakkını savunduğunu.

En önemlisi, insanın gücü eline geçtiğinde nasıl birine dönüştüğünü gösterir.

Benim öğrendiğim şu:

Herkes kendince haklı olabilir.

Fakat hakikat, insanların kendileri için yazdığı hikâyeden ibaret değildir.

Hakikat bazen suskun bir tanığın gözlerinde, bazen yıllar sonra ortaya çıkan bir belgede, bazen de vicdanın hiç kapanmayan defterinde saklıdır.

Bu yüzden kimse kendisini dünyanın merkezine koymasın.

Çünkü hayatın terazisi insanın elinde değildir.

Terazi farklıdır.

O terazide bazen en ağır gelen şey, insanın kendi vicdanıdır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve cukurovapress.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.