Doğada anlatılan ibretlik bir hikâye vardır. Bir yılan, karanlıkta temas ettiği testereyi kendisine saldıran bir düşman sanır. Öfkeyle ona daha sıkı sarılır. Her hamlesinde biraz daha yaralanır. Sonunda onu öldüren testere değil, kontrol edemediği öfkesi olur.
Siyasette de benzer hatalar yaşanıyor. Özellikle yıllarca bir partinin çatısı altında siyaset yapıp, o partinin emeğiyle tanınan, makam sahibi olan bazı isimlerin, günü geldiğinde kişisel hesaplar veya farklı siyasi tercihler nedeniyle başka partilere yönelmesi kamuoyunda sıkça tartışılıyor.
Siyasi tercih değiştirmek demokrasinin doğal bir parçasıdır. Ancak bu değişim, ilkelere değil de konjonktüre, makama veya kısa vadeli çıkarlara dayandığı izlenimini verdiğinde, seçmenin güveni sarsılır. Çünkü seçmen yalnızca rozeti değil, o rozetin yıllarca temsil ettiği duruşu da oylamıştır.
Yerel siyaset, kişisel kariyer planlarının değil; kente ve topluma hizmetin merkezidir. Bugün bir partinin omuzlarında yükselip yarın ilk fırtınada başka bir limana sığınmak, siyasetin en büyük sermayesi olan güveni zedeler.
Testereye sarılan yılan nasıl öfkesinin esiri oluyorsa, günübirlik hesapların peşinden koşan siyaset de kendi itibarını tüketir. Siyasette kalıcı olan; sık sık rozet değiştirmek değil, zor zamanda da savunduğu değerlere sahip çıkabilmektir. Çünkü seçmen, eninde sonunda kimin ilkesine sadık kaldığını, kimin ise rüzgârın yönüne göre saf değiştirdiğini mutlaka not eder.
