ÇAĞKAN İNAN
Köşe Yazarı
ÇAĞKAN İNAN
 

Tüyü Bitmemiş Yetimin Hakkı

Siyasette en çok kullanılan cümlelerden biridir: “Tüyü bitmemiş yetimin hakkını koruyacağız.” Ne zaman bütçe konuşulsa, ne zaman tasarruf tartışılsa, ne zaman bir israf haberi gündeme gelse bu söz kürsülerden yankılanır. Ancak asıl soru şudur: Bu söz gerçekten bir ilke midir, yoksa sadece seçim dönemlerinde hatırlanan bir slogan mı?   Tüyü bitmemiş yetimin hakkı; yalnızca para değildir. Bir belediyede liyakatsiz verilen kadro, hak etmeyen kişiye sağlanan ayrıcalık, partiye yakın olduğu için öne çıkarılan isim, kamu kaynaklarının kişisel ikbal uğruna kullanılması da o hakkın gasp edilmesidir. Çünkü kamu malı, bir yöneticinin babasından kalan miras değil; milyonlarca insanın alın teridir.   Ne acıdır ki bazı parti yöneticileri, siyaseti halka hizmet aracı olmaktan çıkarıp bir kariyer merdivenine dönüştürmektedir. Makamlar emanet olmaktan çıkıp mülk gibi görülmekte, parti örgütleri ortak aklın merkezi olmaktan uzaklaşıp dar çevrelerin kontrol alanına dönüşmektedir. Oysa siyasetçinin cebinden harcamadığı her kuruşun sahibi vardır. O kuruşun içinde emekçinin alın teri, emeklinin maaşı, öğrencinin umudu ve yetimin geleceği bulunmaktadır.   Parti binasında yapılan her yanlış tercih, belediyede verilen her hatalı karar, kamu adına kullanılan her israf kalemi aslında görünmeyen bir hesaptan düşmektedir. O hesabın adı da tüyü bitmemiş yetimin hakkıdır. Çünkü halkın kaynağı sınırsız değildir. Bir yere gereksiz harcanan her kaynak, başka bir yerde yapılmayan bir kreş, açılmayan bir kütüphane, onarılmayan bir yol veya desteklenmeyen bir öğrenci olarak karşımıza çıkar.   Bugün siyasetin en büyük sorunu muhalif olmak ya da iktidar olmak değildir. Asıl sorun, emaneti sahiplenmek yerine ona sahip olduğunu zannetmektir. Oysa makamlar geçicidir, koltuklar geçicidir, unvanlar geçicidir. Kalıcı olan, geride bırakılan vicdandır.   Tüyü bitmemiş yetimin hakkı, yalnızca mahkeme dosyalarının konusu değildir; aynı zamanda tarih önünde verilecek hesabın da adıdır. Çünkü halk bazen sessiz kalır, bazen unutmuş gibi görünür. Fakat kamu vicdanı unutmaz. İsrafı da unutmaz, kayırmacılığı da unutmaz, emanete ihanet edenleri de unutmaz.   Siyasetçinin gerçek büyüklüğü, ne kadar güçlü olduğu ile değil; eline teslim edilen emanete ne kadar sadık kaldığı ile ölçülür. Ve günün sonunda bütün unvanlardan geriye tek bir soru kalır:   “Size emanet edilen tüyü bitmemiş yetimin hakkını gerçekten korudunuz mu?”  
Ekleme Tarihi: 10 Ağustos 2026 -Pazartesi

Tüyü Bitmemiş Yetimin Hakkı

Siyasette en çok kullanılan cümlelerden biridir: “Tüyü bitmemiş yetimin hakkını koruyacağız.” Ne zaman bütçe konuşulsa, ne zaman tasarruf tartışılsa, ne zaman bir israf haberi gündeme gelse bu söz kürsülerden yankılanır. Ancak asıl soru şudur: Bu söz gerçekten bir ilke midir, yoksa sadece seçim dönemlerinde hatırlanan bir slogan mı?

 

Tüyü bitmemiş yetimin hakkı; yalnızca para değildir. Bir belediyede liyakatsiz verilen kadro, hak etmeyen kişiye sağlanan ayrıcalık, partiye yakın olduğu için öne çıkarılan isim, kamu kaynaklarının kişisel ikbal uğruna kullanılması da o hakkın gasp edilmesidir. Çünkü kamu malı, bir yöneticinin babasından kalan miras değil; milyonlarca insanın alın teridir.

 

Ne acıdır ki bazı parti yöneticileri, siyaseti halka hizmet aracı olmaktan çıkarıp bir kariyer merdivenine dönüştürmektedir. Makamlar emanet olmaktan çıkıp mülk gibi görülmekte, parti örgütleri ortak aklın merkezi olmaktan uzaklaşıp dar çevrelerin kontrol alanına dönüşmektedir. Oysa siyasetçinin cebinden harcamadığı her kuruşun sahibi vardır. O kuruşun içinde emekçinin alın teri, emeklinin maaşı, öğrencinin umudu ve yetimin geleceği bulunmaktadır.

 

Parti binasında yapılan her yanlış tercih, belediyede verilen her hatalı karar, kamu adına kullanılan her israf kalemi aslında görünmeyen bir hesaptan düşmektedir. O hesabın adı da tüyü bitmemiş yetimin hakkıdır. Çünkü halkın kaynağı sınırsız değildir. Bir yere gereksiz harcanan her kaynak, başka bir yerde yapılmayan bir kreş, açılmayan bir kütüphane, onarılmayan bir yol veya desteklenmeyen bir öğrenci olarak karşımıza çıkar.

 

Bugün siyasetin en büyük sorunu muhalif olmak ya da iktidar olmak değildir. Asıl sorun, emaneti sahiplenmek yerine ona sahip olduğunu zannetmektir. Oysa makamlar geçicidir, koltuklar geçicidir, unvanlar geçicidir. Kalıcı olan, geride bırakılan vicdandır.

 

Tüyü bitmemiş yetimin hakkı, yalnızca mahkeme dosyalarının konusu değildir; aynı zamanda tarih önünde verilecek hesabın da adıdır. Çünkü halk bazen sessiz kalır, bazen unutmuş gibi görünür. Fakat kamu vicdanı unutmaz. İsrafı da unutmaz, kayırmacılığı da unutmaz, emanete ihanet edenleri de unutmaz.

 

Siyasetçinin gerçek büyüklüğü, ne kadar güçlü olduğu ile değil; eline teslim edilen emanete ne kadar sadık kaldığı ile ölçülür. Ve günün sonunda bütün unvanlardan geriye tek bir soru kalır:

 

“Size emanet edilen tüyü bitmemiş yetimin hakkını gerçekten korudunuz mu?”

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve cukurovapress.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.