Şehir planlamasında “desire path” yani arzu hattı, insanların kendilerine çizilen yolu değil, gerçekten gitmek istedikleri yolu kullanmasıyla oluşan patikadır.
Belediyecilik de aslında bundan çok farklı değildir.
Belediye başkanları projeler açıklar, planlar hazırlar, yollar çizer. Ama vatandaşın günlük hayatındaki gerçek tablo bambaşkaysa, şehir kendi yolunu çizmeye başlar.
Bakımsız parklar, temizlenmeyen sokaklar, uzayan otlar, çözülemeyen kaldırımlar ve vatandaşa ulaşmayan bir yönetim…Bunların her biri, belediyenin görmesi gereken arzu hatlarıdır.Vatandaşın belediyeden istediği çoğu zaman devasa projeler değildir.
Temiz bir sokak, bakımlı bir park, çalışan bir hizmet ve ulaşılabilir bir başkan.Belediye başkanı makamında ne kadar çok oturursa otursun, vatandaşın yaşadığı sokağı görmüyorsa kentin gerçek fotoğrafını göremez.
Çünkü belediyecilik masa başında değil, sokakta ölçülür.
Bir belediyenin başarısını en güzel anlatan şey billboardlardaki projeler değil; vatandaşın yürüdüğü kaldırımlar, oturduğu parklar ve her sabah gördüğü sokaklardır.İşte o yüzden belediyeler, kendi çizdikleri yollara değil, halkın yürüdüğü yollara bakmalıdır.Çünkü o patikalar, halkın belediyeye verdiği en sessiz ama en gerçek mesajdır:
“Bizi görün. Sokağı görün. Bize hizmet edin.”
