Egzistansiyalizme göre insanı tanımlayan şey bulunduğu makam değil, yaptığı tercihlerdir. İnsan, seçimleriyle kim olduğunu ortaya koyar. Siyasette de durum farklı değildir. Yıllarca CHP’nin değerlerinden, Cumhuriyet’ten, Atatürk ilke ve devrimlerinden söz edip ilk siyasi türbülansta başka partilerde gelecek arayanların önce kendilerine şu soruyu sorması gerekir: Değişen gerçekten düşünceler mi, yoksa değişen kişisel beklentiler mi?
Brahmanizm’in kast sisteminde insanlar belirli sınıfların içinde yer alır, daha üst bir konuma ulaşmak için mücadele ederdi. Günümüz siyasetinde de bazen buna benzer bir tabloyla karşılaşıyoruz. Kimi siyasetçiler, temsil ettikleri değerleri geliştirmek yerine kendilerine daha geniş imkânlar sunacağını düşündükleri yeni siyasi çevrelerin kapısını çalıyor. Değişen parti tabelası oluyor ama savunulan fikirlerin ne kadar değiştiği çoğu zaman belirsiz kalıyor.
Elbette siyasette fikir değişikliği mümkündür ve demokratik bir haktır. Ancak seçmenin sorguladığı nokta da tam burasıdır. Eğer yıllarca savunulan ilkeler bir seçim dönemi, bir aday listesi ya da bir makam beklentisi karşısında kolayca terk ediliyorsa, ortada ideolojik bir dönüşümden çok kişisel bir rota değişikliği olduğu düşünülür.
Siyasetçinin gerçek sınavı, güneşli günlerde değil zor zamanlarda ortaya çıkar. Alkışların yükseldiği dönemlerde aynı safta durmak kolaydır. Asıl mesele eleştirilerin arttığı, beklentilerin karşılanmadığı ve kişisel hesapların bozulduğu anlarda hangi tarafta durulduğudur. Çünkü sadakat kişilere değil, ilkelere gösterildiğinde anlam kazanır.
Bugün seçmen artık sadece hangi rozetin takıldığına değil, o rozetin neden değiştirildiğine bakıyor. Sorulan soru basittir: Yeni bir siyasi anlayış mı bulundu, yoksa yeni bir siyasi fırsat mı? Çünkü varoluşçu düşüncenin söylediği gibi, insanı sözleri değil tercihleri tanımlar.
Sonuç olarak siyaset bir dava yolculuğuysa, her virajda yön değiştirmek güven oluşturmaz. Bir siyasetçinin gerçek kimliği, hangi partide bulunduğundan çok; hangi değerlere ne kadar süre ve ne kadar bedel ödeyerek sahip çıktığında ortaya çıkar. Rozet değişebilir, makamlar gelip geçebilir; ancak siyasi hafıza, ilkelere sadakati de terk edilen değerleri de unutmaz.
