FATMA NUR TOZLU
Köşe Yazarı
FATMA NUR TOZLU
 

GEÇ Mİ KAPANIYOR BU OKULLAR?

  LGS’den başka gündemdeki diğer konu, yazılılar bittikten sonra öğrencilerin okula gitmemesi. Bu çok anormal değil çünkü hep böyleydi. Yazılı bitince öğrencinin kafasında okul bitiyor. Konular da bitmiş oluyor genelde, e niye gidelim okula? Gitmeye gerek kalmıyor öğrenciye göre. Sınav odaklı, sonuç odaklı bir sisteme sahip olduğumuz için, her şey not, deneme sınavı, puan vs. olduğu için öğrencilerin bu bakış açısına gelmeleri çok normal. Bu yüzden okullar son yazılı sınavını genelde karne gününden bir önceki cuma gününe kadar uzatırdı. Yani neredeyse son hafta. Konuların tamamı bitmiş olurdu, geriye e-okul işlemleri ve evraksal işler kalırdı öğretmen açısından.   Yani böyleydi eskiden. Her okul kendi dinamiğine göre yazlı haftasını belirlerdi. Yine öyle olmalı. Çünkü her okulun bulunduğu coğrafi, kültürel, iklimsel özellikleri farklı ve her okul bu durumu gözeterek bazı konularda kendi özerk karalarını alabilmesi en doğru olan.  Denetlenmesi gereken onca önemli şey varken için bula bula yazlı hafta tarihini mi buldular? Bari bir tarih verseler “şu tarihler arasında yazılılar yapılmış olmalı” diye, esnek bir zaman aralığı verilse ve o aralıkta okullar kendileri karar verse. Adana gibi sıcak iklimlerdeki çocuğu yazılısı bitmişken nasıl getireceksin okula? Peki bu konu neden gündem oldu? Çünkü yazılılar okulların kapanmasından neredeyse üç hafta öncesinde bitti.  Okullar 26 Haziran’da kapanıyor, yazılılar 10 Haziran’da bitti. Kalan 2.5 hafta eziyete döndü. Bakanlık bunu neden yaptı anlamak mümkün değil. Bilmiyor olamazlar, yazılılar bitince çocukların okula gitmeyeceğini.. Kendi çocuklarından pay biçsinler, onlar yaşamadı mı? Çevrelerinden, eş, dosttan şahit olmadılar mı? Bayram tatilinin dibinde 2 Haziranda sınavları başlatmanın anlamı neydi? Tatil çocuklara da zehir oldu, geriye iki hafta atıl bir zaman kaldı. 8 Haziran’da yazılıları başlatmak çok mu zordu? Üstelik son üniteler birçok okulda işlenemedi bu yüzden. Çocuklar gitmeyince kaldı hepsi. Peki gelmeyen çocukların devamsızlıkları ne olacak? Yoklama alınıyor mu? Alınsa bir türlü, alınmasa başka türlü. Alınsa çocuğa, aileye(servis ücreti ödüyorlar mesela) öğretmene her türlü zorluk. Alınmasa ki bunun anlamı çocuk gelmese de okula gelmiş gibi göstermektir ve ciddi sıkıntılar doğurabilir, ayrıca ve belki de daha da önemlisi çocuğa disiplinsizliği, kuralların bozulabileceği, evrakta sahteciliği, işimize gelirse yalan söylemenin (çünkü yalan bilgi kayıtlara geçiyor) mümkün ve hak olabildiğini bizzat okul eliyle öğretmiş oluyoruz. Bu arada çok eskiden okullar Haziran’ın son cuması kapanırdı aynen bu yıl olduğu gibi. Peki bu sene neden yaygara koptu? İşte bu erken biten yazılılar yüzünden. Yani okullar eğitimi tamamen bırakmış, içlerini boşaltmış, yazılı için, deneme sınavları ve onların sonuçları için var olan kurumlar haline gelmiş gibi görünüyor. Çok yazık… Bu son üç hafta için güzel etkinlikler, sanatsal aktiviteler, doğru eylem planı ile ufuk açacak, yaratıcılığa hizmet edecek uygulamalar yapan okullar var mıdır sizce? Bu arada ilkokullarda bu sorun pek yaşanmıyor bildiğim kadarıyla. Sistemleri sınav odaklı değil, öğrenme odaklı olduğu için çocuklar son gün, son ana kadar bir şeyler öğrenmek için okula gelir ve de öğrenir. Ne ilginç değil mi? Olması gereken şey ilkokul ile sınırlı kalmış. Hatta 4. Sınıfta bile bursluluk sınavları sebebiyle çocuklar öğütülmeye başlıyorlar. Un ufak olmuş bir halde sistemden mezun oluyorlar. Yine aynı yere geldik; “Sınavlar bütün kötülüklerin anasıdır”…  
Ekleme Tarihi: 17 Haziran 2026 -Çarşamba

GEÇ Mİ KAPANIYOR BU OKULLAR?

 

LGS’den başka gündemdeki diğer konu, yazılılar bittikten sonra öğrencilerin okula gitmemesi. Bu çok anormal değil çünkü hep böyleydi. Yazılı bitince öğrencinin kafasında okul bitiyor. Konular da bitmiş oluyor genelde, e niye gidelim okula? Gitmeye gerek kalmıyor öğrenciye göre. Sınav odaklı, sonuç odaklı bir sisteme sahip olduğumuz için, her şey not, deneme sınavı, puan vs. olduğu için öğrencilerin bu bakış açısına gelmeleri çok normal.

Bu yüzden okullar son yazılı sınavını genelde karne gününden bir önceki cuma gününe kadar uzatırdı. Yani neredeyse son hafta. Konuların tamamı bitmiş olurdu, geriye e-okul işlemleri ve evraksal işler kalırdı öğretmen açısından.  

Yani böyleydi eskiden. Her okul kendi dinamiğine göre yazlı haftasını belirlerdi. Yine öyle olmalı. Çünkü her okulun bulunduğu coğrafi, kültürel, iklimsel özellikleri farklı ve her okul bu durumu gözeterek bazı konularda kendi özerk karalarını alabilmesi en doğru olan.  Denetlenmesi gereken onca önemli şey varken için bula bula yazlı hafta tarihini mi buldular? Bari bir tarih verseler “şu tarihler arasında yazılılar yapılmış olmalı” diye, esnek bir zaman aralığı verilse ve o aralıkta okullar kendileri karar verse. Adana gibi sıcak iklimlerdeki çocuğu yazılısı bitmişken nasıl getireceksin okula?

Peki bu konu neden gündem oldu? Çünkü yazılılar okulların kapanmasından neredeyse üç hafta öncesinde bitti.  Okullar 26 Haziran’da kapanıyor, yazılılar 10 Haziran’da bitti. Kalan 2.5 hafta eziyete döndü. Bakanlık bunu neden yaptı anlamak mümkün değil. Bilmiyor olamazlar, yazılılar bitince çocukların okula gitmeyeceğini.. Kendi çocuklarından pay biçsinler, onlar yaşamadı mı? Çevrelerinden, eş, dosttan şahit olmadılar mı? Bayram tatilinin dibinde 2 Haziranda sınavları başlatmanın anlamı neydi? Tatil çocuklara da zehir oldu, geriye iki hafta atıl bir zaman kaldı. 8 Haziran’da yazılıları başlatmak çok mu zordu? Üstelik son üniteler birçok okulda işlenemedi bu yüzden. Çocuklar gitmeyince kaldı hepsi.

Peki gelmeyen çocukların devamsızlıkları ne olacak? Yoklama alınıyor mu? Alınsa bir türlü, alınmasa başka türlü. Alınsa çocuğa, aileye(servis ücreti ödüyorlar mesela) öğretmene her türlü zorluk. Alınmasa ki bunun anlamı çocuk gelmese de okula gelmiş gibi göstermektir ve ciddi sıkıntılar doğurabilir, ayrıca ve belki de daha da önemlisi çocuğa disiplinsizliği, kuralların bozulabileceği, evrakta sahteciliği, işimize gelirse yalan söylemenin (çünkü yalan bilgi kayıtlara geçiyor) mümkün ve hak olabildiğini bizzat okul eliyle öğretmiş oluyoruz.

Bu arada çok eskiden okullar Haziran’ın son cuması kapanırdı aynen bu yıl olduğu gibi. Peki bu sene neden yaygara koptu? İşte bu erken biten yazılılar yüzünden. Yani okullar eğitimi tamamen bırakmış, içlerini boşaltmış, yazılı için, deneme sınavları ve onların sonuçları için var olan kurumlar haline gelmiş gibi görünüyor. Çok yazık…

Bu son üç hafta için güzel etkinlikler, sanatsal aktiviteler, doğru eylem planı ile ufuk açacak, yaratıcılığa hizmet edecek uygulamalar yapan okullar var mıdır sizce?

Bu arada ilkokullarda bu sorun pek yaşanmıyor bildiğim kadarıyla. Sistemleri sınav odaklı değil, öğrenme odaklı olduğu için çocuklar son gün, son ana kadar bir şeyler öğrenmek için okula gelir ve de öğrenir. Ne ilginç değil mi? Olması gereken şey ilkokul ile sınırlı kalmış. Hatta 4. Sınıfta bile bursluluk sınavları sebebiyle çocuklar öğütülmeye başlıyorlar. Un ufak olmuş bir halde sistemden mezun oluyorlar.

Yine aynı yere geldik; “Sınavlar bütün kötülüklerin anasıdır”…

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve cukurovapress.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.