Tarih 22 Şubat 1988… Korkunun sokaklarda dolaştığı, insanların yürürken bile arkasına baktığı günlerdi.
Bir telefon çaldı, bir haber merkezi harekete geçti... Yıllar sonra o günün tanıklığı, M. Ufuk Tekin’in Böceklerin de Annesi Var, Yüzleşme, kitabında yeniden hayat buldu...
Pazartesi, saat 16.00 suları…
Cumhuriyet Gazetesi Güney İlleri Adana Bürosu’na Güneydoğu’dan bir telefon geldi. Hattın öteki ucundaki ses, yüreklere ağırlık veren bir iddiayı dile getirdi:
“Arkadaşımızı cezaevinde öldürdüler..!”
Bir anlık sessizlik…
Ardından sorular, telaş ve hazırlık başladı.
Kimdi bu kişi? İddia doğru muydu? Gazetecilik, işte tam o anda sorumluluğunu hatırlıyordu. Çünkü duyulan her söz araştırılmalı, her iddia doğrulanmalıydı.
Celal Başlangıç’ın bölge haberlerine duyarlılığıyla hareketlenen haber merkezinde Çetin Yiğenoğlu’ndan Pervin Zapirli’ye, Semir Yalçın’dan Mehmet Aka’ya, Berat Günçıkan’dan Yusuf Toprak’a, İlker Maga’ya, Ramazan Şanıvar’a ve Hanife Polat’a kadar pek çok emekçi görev başındaydı...
Aralarında, o günün teleks notunu geçen genç gazeteci Sabit Özkeser de bulunuyordu...
Bugün Çukurova Press Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni olan Sabit Özkeser’in adı, yıllar öncesinin bu meslek anısında yeniden karşımıza çıkıyordu...
O gün teleksten geçen satırlar, bugün geçmişin hafızasına dönüşmüştü..!
M. Ufuk Tekin’in anlattığı bu yaşanmışlık, yalnızca bir haberin izini değil, gazeteciliğin zor zamanlardaki sorumluluğunu da hatırlatıyordu.
Teknoloji değişmiş, telekslerin yerini bilgisayarlar almıştı. Ama gerçeği araştırma, insan hayatına saygı duyma ve kamuoyunu doğru bilgilendirme sorumluluğu değişmemişti.
Kitabın anlamını derinleştiren bir başka isim de Özcan Karabulut’tu. 14 Şubat Dünya Öykü Günü’nün uluslararası ölçekte kabul görmesi için yürütülen çalışmaların öncü isimlerinden Karabulut, eseri değerlendirirken 1970’lerin sonundan 1980 sonrası Türkiye’sine uzanan karanlık atmosferde insan kalabilmenin mücadelesine dikkat çekiyordu.
Şiddetin, acının, kaybın ve baskının ortasında merhameti, bağışlamayı ve umudu koruyabilmek…
İşte asıl mesele buydu.
Böceklerin de annesi var…Kitabın adı bile insana hayatın değerini düşündürüyordu. Her canlının bir bağı, her insanın bir hikâyesi, her acının gerisinde bekleyen bir ailesi vardı.
Bir haberin ardında yalnızca olaylar değil, bekleyen anneler, yarım kalan hayatlar ve cevapsız sorular da bulunuyordu.
Yıllar geçer, manşetler değişir, gazete sayfaları sararır. Fakat yaşanmışlıklar, onları anlatanların belleğinde yaşamayı sürdürür.
M. Ufuk Tekin’in Böceklerin de Annesi Var Yüzleşme kitabı, geçmişin karanlığına bakarken geleceğe umutla yürümeyi hatırlatıyor.
Çünkü gazetecilik gerçeğin peşinde yürümek, edebiyat insanın iç sesini duymak, insanlık ise bütün acılara rağmen vicdanını koruyabilmektir.
Dünle yüzleşmeden yarını kurabilir miyiz? İnsanı anlamadan insan kalabilir miyiz..?
