REMZİ YILDIRIM
Köşe Yazarı
REMZİ YILDIRIM
 

İTİRAF: ADANA’SIZ OLMAZ!

Sevdiğin şehre bazen sarılmak, bazen de onun karşısına geçip hesap sormaktır. Adana’sız olmaz..! Bunu söylerken tutkusu uğruna aklını yitirmiş, gördüğü her güzelliğe gözlerini kapatmış bir sevdalının ruh hâlini getirmeyin aklınıza. Ben Adana’yı ne kadar seviyorsam, onunla o kadar didişiyorum. Çünkü insan en çok sevdiğine kırılır, en çok değer verdiğinden hesap sorar. Benim Adana’yla kavgam da sevgimdendir. Ah Adana’m..! Sen ki bereketli topraklarınla, Seyhan’ın akışıyla, Taşköprü’nün taşında sakladığın binlerce yıllık hatıranla bir başka güzelsin. Her sokağında bir yaşanmışlık, her taşında bir medeniyetin izi var. Fakat gel gör ki bütün bu haşmetin ortasında insanın içini burkan bir umursamazlık, bir boş vermişlik kol geziyor. İşte benim yüreğimi acıtan da budur. Bir zamanlar Adana’yı sevenlerin, utangaç bir sevdalı gibi el ele değilse bile yan yana yürüdüğü günleri arar olduk. Ne oldu bu şehre? Ne oldu Adana sevdalılarına? Nereye saklandı o eski sahiplenme, o vefa, o heyecan? Mezopotamya’nın kadim mirasıyla anılan, Çukurova’nın bereketini bağrında taşıyan bu şehir, sanki kendi kıymetinden habersiz yaşıyor. Oysa Adana yalnızca bir şehir değildir; yaşayan bir hafıza, açık hava müzesi, geçmişle geleceğin birbirine dokunduğu koca bir hikâyedir. Yeter ki bakmasını bilelim. Bir taşına dokunun, tarih konuşmaya başlar. Taşköprü’nün gövdesinde geçmişin ayak seslerini duyarsınız. Büyük Saat’in gölgesinde eski zamanların telaşı belirir. Tepebağ’ın dar sokaklarında bir zamanlar hayatın nasıl aktığını hissedersiniz. Fakat bu tarihî miras, öksüz kalmış bir çocuk gibi ilgi bekliyor. Kucağını açmış, kendisine sahip çıkacak duyarlı yürekleri çağırıyor. Sanki her taşın dilinde aynı feryat var: “Beni görün! Beni unutmayın! Ben sizin geçmişinizim; geleceğinize de ışık tutabilirim.” Bu çağrıya kulak verecek, yüreği gerçekten Adana için çarpacak birilerini bekliyor bu kadim şehir. Çıkıp da yürekten, “Yettim Adana!” diyecek samimi insanlara ihtiyacımız var.Ama Adana’nın yalnızca tarihine, kültürüne, türküsüne sahip çıkmak yetmez. Bu şehrin yollarına da sahip çıkmak gerekir. Çünkü yol, bir şehrin aynasıdır. Yolu bozuk olanın yolculuğu çileye dönüşür. Çukurlarla dolu caddeler, yamalarla ömrünü tamamlamaya çalışan sokaklar, her gün aynı sıkıntıyı yaşayan mahalle sakinleri… Bütün bunlar, Adana’nın güzelliğine gölge düşürüyor.   Yol olmazsa ulaşım aksar, ulaşım aksarsa hayat yavaşlar. Şehre gelmek isteyen düşünür, yatırım yapmak isteyen tereddüt eder, turizme gönül veren bir kez daha hesap yapar. Yol yoksa medeniyet olmaz! Bugün Adana, vekâleten yürütülen yönetimlerin gölgesinde sorunlarına kalıcı çözümler bekliyor. Halkın beklentisi açık, talebi anlaşılır: Adana’ya hizmet edenler, artık sorunları mahalle mahalle kucaklasın. Arı gibi çalışsın, günü kurtaran işlerle yetinmesin. Bozulan yolları geçici yamalarla geçiştirmek yerine kalıcı, dayanıklı ve dünya standartlarına uygun asfalt çalışmalarıyla şehri baştan sona sarsın. Çünkü Adana halkı bunu istiyor. İnsanlar her gün aynı çukura düşmek, aracının zarar görmesinden korkmak, evine ulaşırken eziyet çekmek istemiyor. İstedikleri lüks değil; yaşadıkları şehre yakışan bir düzen, güvenli bir ulaşım ve insanca bir kent hayatı. Ey Adana’ya hizmet etme sorumluluğunu taşıyanlar! Bu şehir birilerinin tezgâhı üzerinde sergilenecek bir vitrin değildir. Bu şehir, sabah erkenden işine giden emekçinin, çocuğunu okula götüren annenin, dükkânını açan esnafın, geçmişini geleceğe taşımaya çalışan herkesin evidir. Öyleyse gelin, Adana’yı yalnızca sözlerde sevmeyin. Sokaklarına dokunun, mahallelerine kulak verin, tarihî mirasını koruyun. Yollarını tertemiz, ulaşımını güvenli, yaşamını kolay hâle getirin. Şehri günübirlik çözümlerle değil, geleceği düşünerek yönetin. Benim Adana’yla didişmem bitmez. Çünkü sevgim susmuyor. Eksik gördüğümde söylerim, yanlış gördüğümde yazarım. Bunu Adana’ya düşman olduğum için değil, ona gönülden bağlı olduğum için yaparım. İtiraf ediyorum: Adana’sız olmaz! “Adana’m; Sen zaten güzeldin. Keşke kıymetini bilenler de senin kadar güzel hizmet etseydi..!”
Ekleme Tarihi: 14 Ekim 2026 -Çarşamba

İTİRAF: ADANA’SIZ OLMAZ!

Sevdiğin şehre bazen sarılmak, bazen de onun karşısına geçip hesap sormaktır.

Adana’sız olmaz..!

Bunu söylerken tutkusu uğruna aklını yitirmiş, gördüğü her güzelliğe gözlerini kapatmış bir sevdalının ruh hâlini getirmeyin aklınıza. Ben Adana’yı ne kadar seviyorsam, onunla o kadar didişiyorum. Çünkü insan en çok sevdiğine kırılır, en çok değer verdiğinden hesap sorar. Benim Adana’yla kavgam da sevgimdendir.

Ah Adana’m..!

Sen ki bereketli topraklarınla, Seyhan’ın akışıyla, Taşköprü’nün taşında sakladığın binlerce yıllık hatıranla bir başka güzelsin. Her sokağında bir yaşanmışlık, her taşında bir medeniyetin izi var. Fakat gel gör ki bütün bu haşmetin ortasında insanın içini burkan bir umursamazlık, bir boş vermişlik kol geziyor.

İşte benim yüreğimi acıtan da budur.

Bir zamanlar Adana’yı sevenlerin, utangaç bir sevdalı gibi el ele değilse bile yan yana yürüdüğü günleri arar olduk. Ne oldu bu şehre? Ne oldu Adana sevdalılarına? Nereye saklandı o eski sahiplenme, o vefa, o heyecan?

Mezopotamya’nın kadim mirasıyla anılan, Çukurova’nın bereketini bağrında taşıyan bu şehir, sanki kendi kıymetinden habersiz yaşıyor. Oysa Adana yalnızca bir şehir değildir; yaşayan bir hafıza, açık hava müzesi, geçmişle geleceğin birbirine dokunduğu koca bir hikâyedir.

Yeter ki bakmasını bilelim.

Bir taşına dokunun, tarih konuşmaya başlar. Taşköprü’nün gövdesinde geçmişin ayak seslerini duyarsınız. Büyük Saat’in gölgesinde eski zamanların telaşı belirir. Tepebağ’ın dar sokaklarında bir zamanlar hayatın nasıl aktığını hissedersiniz. Fakat bu tarihî miras, öksüz kalmış bir çocuk gibi ilgi bekliyor. Kucağını açmış, kendisine sahip çıkacak duyarlı yürekleri çağırıyor.

Sanki her taşın dilinde aynı feryat var:

“Beni görün! Beni unutmayın! Ben sizin geçmişinizim; geleceğinize de ışık tutabilirim.”

Bu çağrıya kulak verecek, yüreği gerçekten Adana için çarpacak birilerini bekliyor bu kadim şehir. Çıkıp da yürekten, “Yettim Adana!” diyecek samimi insanlara ihtiyacımız var.Ama Adana’nın yalnızca tarihine, kültürüne, türküsüne sahip çıkmak yetmez. Bu şehrin yollarına da sahip çıkmak gerekir.

Çünkü yol, bir şehrin aynasıdır. Yolu bozuk olanın yolculuğu çileye dönüşür. Çukurlarla dolu caddeler, yamalarla ömrünü tamamlamaya çalışan sokaklar, her gün aynı sıkıntıyı yaşayan mahalle sakinleri… Bütün bunlar, Adana’nın güzelliğine gölge düşürüyor.

 

Yol olmazsa ulaşım aksar, ulaşım aksarsa hayat yavaşlar. Şehre gelmek isteyen düşünür, yatırım yapmak isteyen tereddüt eder, turizme gönül veren bir kez daha hesap yapar.

Yol yoksa medeniyet olmaz!

Bugün Adana, vekâleten yürütülen yönetimlerin gölgesinde sorunlarına kalıcı çözümler bekliyor. Halkın beklentisi açık, talebi anlaşılır: Adana’ya hizmet edenler, artık sorunları mahalle mahalle kucaklasın. Arı gibi çalışsın, günü kurtaran işlerle yetinmesin. Bozulan yolları geçici yamalarla geçiştirmek yerine kalıcı, dayanıklı ve dünya standartlarına uygun asfalt çalışmalarıyla şehri baştan sona sarsın.

Çünkü Adana halkı bunu istiyor.

İnsanlar her gün aynı çukura düşmek, aracının zarar görmesinden korkmak, evine ulaşırken eziyet çekmek istemiyor. İstedikleri lüks değil; yaşadıkları şehre yakışan bir düzen, güvenli bir ulaşım ve insanca bir kent hayatı.

Ey Adana’ya hizmet etme sorumluluğunu taşıyanlar!

Bu şehir birilerinin tezgâhı üzerinde sergilenecek bir vitrin değildir. Bu şehir, sabah erkenden işine giden emekçinin, çocuğunu okula götüren annenin, dükkânını açan esnafın, geçmişini geleceğe taşımaya çalışan herkesin evidir.

Öyleyse gelin, Adana’yı yalnızca sözlerde sevmeyin. Sokaklarına dokunun, mahallelerine kulak verin, tarihî mirasını koruyun. Yollarını tertemiz, ulaşımını güvenli, yaşamını kolay hâle getirin. Şehri günübirlik çözümlerle değil, geleceği düşünerek yönetin. Benim Adana’yla didişmem bitmez. Çünkü sevgim susmuyor. Eksik gördüğümde söylerim, yanlış gördüğümde yazarım. Bunu Adana’ya düşman olduğum için değil, ona gönülden bağlı olduğum için yaparım.

İtiraf ediyorum: Adana’sız olmaz!

“Adana’m; Sen zaten güzeldin. Keşke kıymetini bilenler de senin kadar güzel hizmet etseydi..!”

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve cukurovapress.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.