Yollar araçlarla dolmuş, sokaklar çukurlarla boğuşuyor, yağmur yağınca caddeler göle dönüyor. Ulaşım pahalı, çevre kirliliği tartışmalı, bazı mahallelerde çöp sorunu gündemde… Peki, Adana’da yerel yönetimler ne yapıyor..? Temizlik ve asfalt hizmetleri başka bir kuruma mı bırakılmalı..?
Dağlarına sonbahar gelmiş Adana’nın…
Torosların eteklerinde mevsim değişiyor. Çukurova’nın havası serinliyor, kış kapıya dayanıyor. Peki, Adana’nın yollarını, sokaklarını, kaldırımlarını ve mahallelerini düşünen var mı..?
Araçlar örümcek ağı gibi sarmış şehrin yollarını. Trafik, vatandaşın günlük çilesine dönüşmüş. Sokaklar çukurlarla dolmuş; yağmur yağdığında bazı yollar göle dönüyorsa bunun hesabını kim soracak, önlemini kim alacak..?
Kış geliyor..! Yağmurun ne zaman yağacağını takvimden öğrenmek mümkün ama yolların ne zaman suyla dolacağını kestirmek güç. Oysa kış gelmeden mazgalların temizlenmesi, altyapının kontrol edilmesi, bozuk yolların onarılması gerekmez mi..? Yoksa her yağmurdan sonra aynı manzarayı seyretmeye devam mı edeceğiz?
ADANA’NIN SORUNLARI SORU İŞARETİ OLMAMALI..!
Bir başka mesele ulaşım…
Dolmuş ve özel halk otobüsü ücretlerinin 70 TL olduğu belirtiliyor. Vatandaşın cebinden çıkan para, artık günlük hayatın en ağır yüklerinden biri hâline geliyor. İşine gitmek, çocuğunu okula göndermek, hastaneye ulaşmak bir hesap kitap meselesine dönüşüyorsa burada yalnızca ulaşımı değil, sosyal belediyeciliği de konuşmak gerekir.
Peki, Adana’da yaşayan dar gelirli vatandaş ne yapacak..? Ulaşım ücretlerini belirleyenler, her gün bu araçlara binmek zorunda kalan insanın bütçesini ne kadar dikkate alıyor..?
Adnan Menderes Bulvarı çevresindeki molozlar ve Seyhan Gölü’nün çevresine ilişkin çevresel kaygılar da gündemde. Bu malzemelerin göl ekosistemine etkisi var mı..? Varsa ne ölçüde..? İlgili kurumlar inceleme yapıp kamuoyunu bilgilendiriyor mu..? Çevre, kirlenme ihtimali ortaya çıktıktan sonra değil, risk oluşmadan önce korunmalı.
Bir de çöp meselesi var..!
Bazı mahallelerde biriken çöplerden şikâyet ediliyorsa vatandaşın sorusu açık: Temizlik hizmetleri düzenli yürütülüyor mu..? Konteynerler zamanında boşaltılıyor mu..? Denetimler yeterli mi..?
Temizlik, asfalt, altyapı ve ulaşım; bunlar lütuf değil, kent yaşamının temel ihtiyaçlarıdır.
YEREL YÖNETİMLER NE YAPIYOR..?
Burada asıl soruyu sormak gerekiyor: Adana’da hizmetlerin sorumluluğu hangi kurumda, hangi hizmetin hesabını kim veriyor..?
Büyükşehir belediyesi, ilçe belediyeleri ve ilgili kamu kurumları arasındaki görev paylaşımı vatandaş açısından açık ve anlaşılır olmalı. Çünkü vatandaş, bozuk yolun hangi kurumun sorumluluğunda olduğunu araştırmak zorunda kalmamalı. O, vergisini veriyor; karşılığında temiz sokak, güvenli yol ve yaşanabilir bir çevre bekliyor.
Peki, temizlik ve asfalt işleri kaymakamlıklara mı bağlansa..?
Bu soruyu ortaya atmak kolay. Ancak mesele, hizmeti bir kurumdan alıp diğerine vermekten ibaret değil. Kaymakamlıkların görev ve yetkileri ile belediyelerin sorumlulukları farklıdır. Böyle bir değişiklik düşünülüyorsa hukuki altyapısı, bütçesi, personeli, denetim mekanizması ve hizmetin verimliliği bilimsel biçimde değerlendirilmelidir.
Belki de asıl ihtiyaç, görevleri yeniden dağıtmaktan önce mevcut görevlerin eksiksiz yerine getirilmesini sağlamak, kurumlar arasındaki koordinasyonu güçlendirmek ve vatandaşın şikâyetlerine hızlı çözüm üretmektir.
Hangi kurum sorumluysa, görevini yapmalı. Yapmıyorsa denetlenmeli. Eksiklik varsa giderilmeli. Kamu kaynakları kullanılıyorsa hesabı da kamuoyuna verilmelidir.
ADANA HİZMETLERİ: SORU İŞARETİ DEĞİL, ÇÖZÜM İSTİYOR..!
Adana, yalnızca kebabıyla, sıcağıyla, bereketli toprağıyla anılan bir şehir değildir. Adana, insanıyla, emeğiyle, tarihiyle ve geleceğe dair umutlarıyla büyük bir kenttir.
Bu kentin insanı temiz sokaklarda yürümek, çukursuz yollarda araç kullanmak, yağmur yağdığında evine ve işine güvenle ulaşmak istiyor. İstediği çok mu?
Yerel yönetimlerin başarısı yalnızca yapılan açıklamalarla, açılan tesislerle veya verilen vaatlerle ölçülmez. Mahalledeki çöpün toplanmasıyla, bozulan asfaltın onarılmasıyla, su baskınlarının önlenmesiyle, ulaşımın erişilebilir olmasıyla ölçülür.
Çünkü vatandaş hizmeti afişte değil, yaşadığı sokakta görmek ister.
Adana’nın dağlarına sonbahar gelmiş olabilir. Ama sokaklarına ilgisizlik, yollarına bakımsızlık, mahallelerine çaresizlik çökmemeli.
Adana’nın hizmetleri soru işareti olmamalı..!
Şimdi yerel yöneticilere soruyorum: Kış gelmeden hangi önlemleri aldınız? Bozuk yollar ne zaman onarılacak? Çöp sorunu yaşayan mahalleler için hangi adımlar atılacak? Seyhan Gölü çevresindeki çevresel kaygılar araştırılacak mı? Ulaşım yükü altında ezilen vatandaş için ne yapılacak?
Bu soruların cevabı polemik değil, hizmettir. Beklenen mazeret değil, çözümdür.
Adana sahipsiz değildir. Bu şehir hepimizin. Şehrin sorunlarını sormak da çözüm beklemek de vatandaşın hakkıdır.
