Bu nasıl bir piyasa, bu nasıl bir denetim..?
Tarlada ucuz, pazarda pahalı, market rafında el yakıyor..! Üretici emeğinin karşılığını alamıyor, tüketici filesini dolduramıyor. Aradaki uçurumun kazananı kim..?
İşte asıl sorulması gereken soru bu..!
Bir düşünün dostlar; Tarlada 10 liraya satılan bir ürün, pazarda 80, market rafında 100 liraya çıkıyorsa burada yalnızca ekonomik bir sorun değil, açıklanması gereken ciddi bir piyasa çelişkisi vardır.
Elbette nakliye, ambalaj, fire, işçilik, depolama ve işletme giderleri maliyetin parçasıdır. Ancak bütün bunlar, fiyatların her durumda katlanarak artmasını açıklamaya yeter mi? İşte burada şeffaflık, rekabet ve etkili denetim devreye girmelidir.
Son günlerde Mersin merkezli soruşturmayla gündeme gelen iddialar da bu tartışmayı yeniden alevlendirdi. Ürün arzının düşük gösterilmesi, sahte müstahsil makbuzları ve maliyetlerin yapay biçimde artırılması gibi iddialar son derece ciddi. Ancak yargı süreci tamamlanmadan hiç kimseyi suçlu ilan edemeyiz. Hukuk devletinin gereği budur.
Peki, denetim nerede..?
Hal Kayıt Sistemi var, vergi denetimi var, ilgili kamu kurumları var. Öyleyse tarladan sofraya uzanan fiyat zinciri neden bütün açıklığıyla ortaya konulamıyor..? Hangi ürün kaça alındı, hangi giderler eklendi, kaça satıldı..? Bu soruların yanıtı kayıtlar üzerinden denetlenebilmelidir.
Fiyatın yükselmesiyle piyasayı manipüle etmek aynı şey değildir. Birincisi ekonomik koşullardan kaynaklanabilir; ikincisi ise kanıtlandığı takdirde haksız kazanç ve rekabet ihlali gibi ciddi sonuçlar doğurabilir. Aradaki çizgiyi belirleyecek olan söylentiler değil, somut deliller ve hukuktur.
Halkın önerisi açık: Tarladan market rafına kadar ürünün izini süren, maliyetleri karşılaştıran, haksız fiyat uygulamalarını araştıran ve sonuçlarını kamuoyuyla paylaşan etkin bir denetim mekanizması kurulmalıdır. Yalnızca ceza kesmek yetmez; fırsatçılığı önlemek, üreticiyi korumak ve tüketiciyi rahatlatmak gerekir.
Çünkü bu ülkede çiftçi üretiyor, nakliyeci taşıyor, esnaf satıyor; ama bütün bu zincirin sonunda vatandaş pazara gidince eli boş dönüyorsa sistem yeniden sorgulanmalıdır.
Unutmayalım: Sebze ve meyve lüks değil, temel ihtiyaçtır.
Dar gelirlinin sofrasından domatesi, biberi, patatesi eksilten bir düzen sürdürülebilir değildir. Üreticinin alın teriyle tüketicinin cebinin arasına giren fiyat uçurumu mutlaka aydınlatılmalıdır.
Tarlada 10 lira olan ürünün rafta 100 liraya çıkmasının hesabını kim verecek..?
Denetim kâğıt üzerinde mi kalacak, yoksa vatandaşın mutfağına da ulaşacak mı..?
Çünkü mesele yalnızca sebze meyve fiyatı değil; mesele adalet, şeffaflık ve vatandaşın sofrasıdır..!
