Mustafa Kemal Atatürk'ün "En büyük eserim" dediği Cumhuriyetimiz 103 yaşında. Aslında 23 Nisan 1920 de kurulan Büyük Millet Meclisiyle egemenlik, Ulus adına kullanılmaya başlamıştı. 29 EKİM 1923 te Anayasaya eklenen " Türkiye Devletinin hükümet biçimi Cumhuriyettir" ibaresi bir anlamda 3 yıl önce kurulmuş Cumhuriyetin tüm dünyaya ilanından başka bir şey değildi.
"Ya bağımsızlık ya ölüm" denerek yola çıkılmış; bir Varoluş Mücadelesi tüm vatan sathına yayılmış ve dünyada ilk kez emperyalizme karşı bir zafer elde edilmişti. Kazanılan zaferle bir Ulusun yeniden varoluşu gerçekleştirilmişti.
"Biz, bize benzeriz" düşüncesi başlangıçta Cumhuriyetin yol göstericisi olmuştu. Tüm dünyada yaşanmış olanlardan ders çıkartılmış ama hiçbir ülkeye öykünülmemişti. Kısaca Türkiye Cumhuriyeti kendi gerçekliği içinde, kendine özgü yapısıyla oluşturmuştu. Cumhuriyetin üzerine oturduğu ilkeler, tüm insanlığın özlemini çektiği toplumsal düzenin, hem ulusal hem de evrensel boyuttaki gereklerini gerçekçi bir biçimde karşılayacak nitelikte idi.
Binlerce yıllık Anadolu geçmişinde bir kilometre taşı, bir dönüm noktasıdır Cumhuriyet. Bilim ve Akıl yolunun seçilişidir. “Siyasal, Ekonomik, Kültürel Bağımsızlığı” ayrılmaz bir bütün olarak temel alan bir Ulusun Çağdaş Ülkeler arasına katılmak için yola çıkışıdır; "Çağdaş Uygarlık Düzeyini aşma” çabasıdır.
Cumhuriyetle her alanda yıkıntı içinde olan Osmanlı Devletinin çürümüş, paslanmış kurumları; kuralları, alışkanlıkları, anlamını yitirmiş değerleri terk edilip yeni bir rejim kurulmuştur. Ulusumuz 29 Ekimde kendi efendisi olmuştur, yazgısını kendi eline almıştır.
Cumhuriyetle aydınlanmanın kapısı aralanmıştır. Çağdaş hukukun, evrensel düşünce ve bilimin, kul olmaktan çıkıp birey olmanın yerleşimi Cumhuriyetle olmuştur. Kendi kültürümüze tüm dünyanın kültür birikimini katıp çağdaş insan olmanın yolunu bize Cumhuriyet açmıştır.
Gerçek bir demokrasi amaçlanmıştır Cumhuriyetle. Türkiye Cumhuriyeti, demokrasinin özü ve başlangıcıdır. Mustafa Kemal'in demokrasiyi hedeflediği, Cumhuriyetle demokrasiyi ayrı şeyler olarak düşünmediği açıktır. Ülkenin zor koşullarında hatta dünyanın giderek totaliter yapıya yöneldiği dönemde bile bu düşünceden sapılmamıştır. Bugün Atatürkçülük ilkeleri içinde demokrasinin olmadığını iddia edenler Cumhuriyetçilik ve Halkçılık kavramını hiç anlamamış olanlardır. Bu konuda O'nun el yazısıyla yazmış olduğu "Yurttaşlık Bilgileri" tartışma götürmeyecek bir kanıt olarak elimizdedir.
Yakın geçmişin en önemli siyaset bilimcisi olan Duverger "Türkiye için Cumhuriyet modernleşmenin ve ulusallaşmanın hem siyasal güvencesi hem de vatandaşı eğiterek demokrasiyi hızlandıran bir okuldur."diyor ve ekliyor "Türkiye’de Cumhuriyet demokrasi karşıtı veya demokrasi dışı bir rejim değildir. Demokrasiye geçiş sürecidir."Duverger ayrıca Kemalizmin demokrasi geleneği olmayan, gelişmekte olan ülkeler için demokrasiye hazırlanma ve geçiş yolunda en uygar ideoloji olduğunu savunmaktadır. Mustafa Kemal "Ulusa efendilik yoktur, hizmet vardır" sözünü sıkça yineleyerek adeta bu görüşü perçinlemiştir. Özellikle kadınlara tanıdığı demokratik haklar düşündüklerinin yaşama geçmiş örneklerindendir
M.Kemal Atatürk sürekli Cumhuriyet rejiminin bir erdemlilik olduğunu vurgulamıştır. “Cumhuriyet Fazilettir” onun sıklıkla kullandığı ifadedir. Erdem onun için önemlidir ve bunun her alanda gerekli olduğunu “Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklı olanını severim” sözünden de anlıyoruz.
Yıllardır sıkıntılar, çarpıklıklar bahane edilerek Ulusal devletimize dil uzatan, onu yıpratmaya çalışan, Türk insanının bağımsızlığından, Türk ulusunun kendi kendine yetmesinden rahatsız olanlar vardır. Çoğu dost görünümlü karşıtlarımızı düşündüğümüzde Cumhuriyetin hangi koşullar altında ve kimler tarafından gerçekleştirdiğini hepimizin bilmesinde ve kavramasında sayısız yarar bulunmaktadır. Döneme ait olayları değerlendirmeden, onları yorumlamadan bugünleri anlamak olanaksızdır.
Cumhuriyeti anlamak ve uygarlık tarihi içindeki yerine oturtabilmek için hepimize görev düşüyor. Kuruluş felsefesi ile donanmış bir Cumhuriyetin üstesinden gelemeyeceği sorun yoktur. Çözümlerin örneği ve felsefesi de tarihimizde fazlasıyla mevcuttur.
