GÜL YILMAZ
Köşe Yazarı
GÜL YILMAZ
 

“İLİŞKİLERDE HERKES HÂKİM, HERKES SAVCI, KİMSE SANIK DEĞİL!”

"Ah o eski şarkılar!" Ne de çok hoşumuza gidiyor dinlemek. Yıllar geçti,ama hala o parçaları dinlemekten bıkmadık ve yeni nesilde severek dinliyor. Nostaljik müzikler, nostaljik filmler. Farkettiniz mi yıllanmış şarap misali,dinlendikçe,izlendikçe,yıllar geçmesine rağmen daha çok keyif almaya başladık. Peki neden eski şarkılara,filmlere herkesin büyük bir ilgisi var? Eski zamanlarda internet,cep telefonu yoktu. İnsanlar iletişim kurabilmek için ya ev telefonundan ararlardı,ya mektup yazarlardı,yada birisiyle haber gönderirlerdi. Nişanlıdan yada sevgiliden gelen telefona herkesin yanında cevap vermek zorunda kalınırdı. Sevdiğin insandan haber alabilmek için günlerce postacının yolunu beklerdin. Bütün bu ulaşım sıkıntılarına rağmen herkes daha mutlu ve birbirine daha saygılıydı. Gelin şimdiki zamanın kadın erkek ilişkilerine bakalım. Bir zamanlar aşkın gözü kör derlerdi. Şimdilerde maşallah,herkesin gözü açık! Hem de dört açık...Biri sevgilisinde,biri eski sevgilisinde,biri sosyal medyada tanıştığı yeni adayda,diğeri de"Bakalım daha iyisi çıkarmı?"ihtimalinde. Artık duygulardan, değer vermekten ziyade çıkar ilişkisine dönen ilişkiler. Değeriniz;kaliteli ve düzgün bir insan olmanızdan ziyade,ne kadar paranız var ve ne kadar güzeliz ikilisine evrilleşti. Eğer güzel bir kadınsanız yada zengin bir erkekseniz şanslısınız demektir. Şu son zamanlara kadar böyleydi. Ama trend biraz değişti galiba yada roller. Artık erkeklerde kadında sadece güzelliğe değil paralı yada kariyer sahibi olmasına bakıyorlar. Kadınlar ise fit erkeklere yöneldiler. Anlaşılan o ki devir değişti, beklentiler çeşitlendi, vitrinler yenilendi. Para hâlâ kıymetli, güzellik hâlâ albenili ama artık karın kasları da en az banka hesapları kadar dikkat çekiyor! Bir zamanlar erkeğin zenginliği kadının güvencesi, kadının güzelliği erkeğin gururu sayılırdı. Şimdilerde ise herkes hem güzel bir vitrin hem de güçlü bir marka olmak istiyor. Peki, bütün bu değişimin ortasında aşk nerede duruyor? Yoksa biz aşkı ararken bile insanları birer özgeçmiş, banka hesabı, beden ölçüsü ve sosyal medya profili üzerinden değerlendirmeye mi başladık? Sosyal medya demişken,sosyal medya ilişkilere ne kadar artısı var yada eksisimi demeliyim? Eskiden bir insanı tanımak için onunla zaman geçirirdin. Şimdi birkaç fotoğrafına bakıp hakkında hüküm verebiliyorsun. Erkeğin arabası, kadının güzelliği, erkeğin kasları, kadının lüks yaşamı… Her şey sergilenebilir bir ürüne dönüşebiliyor. İnsanlar bazen karakterden önce görüntüyü, sevgiden önce sunduğu hayatı değerlendiriyor. Yani insanın insana erişimi o kadar kolaylaştı ki, alternatifler artınca içimizdeki o ilkel ve bencil kimlik kendini daha net ve gizlemeye ihtiyaç duymadan gösterebiliyor. Bu yalan söylemediği anlamına gelmiyor tabi ki. Tabir biraz kaba olabilir ama eskiler der ya;"dereyi geçene kadar..."Dere geçiliyor,alacağını alıyor. Ya sonrası? Herkes karşısındakinin ne sunduğuna bakarken kendisinin ne sunduğunu sorgulamayı unutabiliyor. Üstelik bu alışverişin yalnızca maddi olmadığını da unutmamak gerek. İnsanlar ilgi, güven, heyecan, yakınlık ve toplumsal kabul de arıyor. Farkında mısınız hâlâ aşk tan bahsedemedik yada ilişkide nerde konumladığını göremedik. Bence günümüzde ki kadın,erkek ilişkilerinin sorunu bu. Sosyal medyanın katkılarıyla da hep "benci"olduk. Yada "bencil" mi demeliyim? "Ben değerliyim,ben güzelim, yakışıklıyım, sadece doğruları ben bilirim." Bu durumda karşı taraf mı hep hatalı yada suçlu oluyor? Aşk çok güzel bir duygu. Hele karşılıklıysa bunu kaybetmemek ve sımsıkı sarılmak gerekir. Çünkü aşık olduğun zaman, içindeki çocuğa ulaşabilirsin ve işte o zaman gerçek mutluluğa ve huzura erişebilirsin. Zamanımızda artık hemen hemen herkes maske takıyor. İçindeki çocuk maske takmaya ihtiyaç duymaz ki! Sonra da dönüp soruyoruz: Bu ilişkiler neden yürümüyor? Belki de sorun, yanlış insanı seçmemizden önce, insanı seçerken ne aradığımızda saklıdır. Ve son sözüm şu azizim: Herkes hâkim, herkes savcı, kimse sanık değil… Oysa aşk, mahkeme salonunda değil, insanın yüreğinde yaşar. Orada ne iddianameye ne de savunmaya ihtiyaç vardır. Yeter ki maskeler düşsün, hesaplar sussun ve iki insan birbirinin karşısında değil, yanında durmayı öğrensin. Çünkü bazen aşkı kurtarmak için haklı çıkmaktan vazgeçmek değil, birbirimizin kalbini incitmekten vazgeçmek gerekir.    
Ekleme Tarihi: 26 Ekim 2026 -Pazartesi

“İLİŞKİLERDE HERKES HÂKİM, HERKES SAVCI, KİMSE SANIK DEĞİL!”

"Ah o eski şarkılar!" Ne de çok hoşumuza gidiyor dinlemek. Yıllar geçti,ama hala o parçaları dinlemekten bıkmadık ve yeni nesilde severek dinliyor. Nostaljik müzikler, nostaljik filmler. Farkettiniz mi yıllanmış şarap misali,dinlendikçe,izlendikçe,yıllar geçmesine rağmen daha çok keyif almaya başladık. Peki neden eski şarkılara,filmlere herkesin büyük bir ilgisi var?

Eski zamanlarda internet,cep telefonu yoktu. İnsanlar iletişim kurabilmek için ya ev telefonundan ararlardı,ya mektup yazarlardı,yada birisiyle haber gönderirlerdi. Nişanlıdan yada sevgiliden gelen telefona herkesin yanında cevap vermek zorunda kalınırdı. Sevdiğin insandan haber alabilmek için günlerce postacının yolunu beklerdin. Bütün bu ulaşım sıkıntılarına rağmen herkes daha mutlu ve birbirine daha saygılıydı.

Gelin şimdiki zamanın kadın erkek ilişkilerine bakalım. Bir zamanlar aşkın gözü kör derlerdi. Şimdilerde maşallah,herkesin gözü açık! Hem de dört açık...Biri sevgilisinde,biri eski sevgilisinde,biri sosyal medyada tanıştığı yeni adayda,diğeri de"Bakalım daha iyisi çıkarmı?"ihtimalinde. Artık duygulardan, değer vermekten ziyade çıkar ilişkisine dönen ilişkiler. Değeriniz;kaliteli ve düzgün bir insan olmanızdan ziyade,ne kadar paranız var ve ne kadar güzeliz ikilisine evrilleşti. Eğer güzel bir kadınsanız yada zengin bir erkekseniz şanslısınız demektir. Şu son zamanlara kadar böyleydi. Ama trend biraz değişti galiba yada roller. Artık erkeklerde kadında sadece güzelliğe değil paralı yada kariyer sahibi olmasına bakıyorlar. Kadınlar ise fit erkeklere yöneldiler.

Anlaşılan o ki devir değişti, beklentiler çeşitlendi, vitrinler yenilendi. Para hâlâ kıymetli, güzellik hâlâ albenili ama artık karın kasları da en az banka hesapları kadar dikkat çekiyor!

Bir zamanlar erkeğin zenginliği kadının güvencesi, kadının güzelliği erkeğin gururu sayılırdı. Şimdilerde ise herkes hem güzel bir vitrin hem de güçlü bir marka olmak istiyor.

Peki, bütün bu değişimin ortasında aşk nerede duruyor?

Yoksa biz aşkı ararken bile insanları birer özgeçmiş, banka hesabı, beden ölçüsü ve sosyal medya profili üzerinden değerlendirmeye mi başladık?

Sosyal medya demişken,sosyal medya ilişkilere ne kadar artısı var yada eksisimi demeliyim?

Eskiden bir insanı tanımak için onunla zaman geçirirdin. Şimdi birkaç fotoğrafına bakıp hakkında hüküm verebiliyorsun.

Erkeğin arabası, kadının güzelliği, erkeğin kasları, kadının lüks yaşamı… Her şey sergilenebilir bir ürüne dönüşebiliyor. İnsanlar bazen karakterden önce görüntüyü, sevgiden önce sunduğu hayatı değerlendiriyor. Yani insanın insana erişimi o kadar kolaylaştı ki, alternatifler artınca içimizdeki o ilkel ve bencil kimlik kendini daha net ve gizlemeye ihtiyaç duymadan gösterebiliyor. Bu yalan söylemediği anlamına gelmiyor tabi ki. Tabir biraz kaba olabilir ama eskiler der ya;"dereyi geçene kadar..."Dere geçiliyor,alacağını alıyor. Ya sonrası?

Herkes karşısındakinin ne sunduğuna bakarken kendisinin ne sunduğunu sorgulamayı unutabiliyor.

Üstelik bu alışverişin yalnızca maddi olmadığını da unutmamak gerek. İnsanlar ilgi, güven, heyecan, yakınlık ve toplumsal kabul de arıyor. Farkında mısınız hâlâ aşk tan bahsedemedik yada ilişkide nerde konumladığını göremedik.

Bence günümüzde ki kadın,erkek ilişkilerinin sorunu bu. Sosyal medyanın katkılarıyla da hep "benci"olduk. Yada "bencil" mi demeliyim? "Ben değerliyim,ben güzelim, yakışıklıyım, sadece doğruları ben bilirim." Bu durumda karşı taraf mı hep hatalı yada suçlu oluyor?

Aşk çok güzel bir duygu. Hele karşılıklıysa bunu kaybetmemek ve sımsıkı sarılmak gerekir. Çünkü aşık olduğun zaman, içindeki çocuğa ulaşabilirsin ve işte o zaman gerçek mutluluğa ve huzura erişebilirsin. Zamanımızda artık hemen hemen herkes maske takıyor. İçindeki çocuk maske takmaya ihtiyaç duymaz ki!

Sonra da dönüp soruyoruz: Bu ilişkiler neden yürümüyor?

Belki de sorun, yanlış insanı seçmemizden önce, insanı seçerken ne aradığımızda saklıdır.

Ve son sözüm şu azizim:

Herkes hâkim, herkes savcı, kimse sanık değil…

Oysa aşk, mahkeme salonunda değil, insanın yüreğinde yaşar. Orada ne iddianameye ne de savunmaya ihtiyaç vardır. Yeter ki maskeler düşsün, hesaplar sussun ve iki insan birbirinin karşısında değil, yanında durmayı öğrensin.

Çünkü bazen aşkı kurtarmak için haklı çıkmaktan vazgeçmek değil, birbirimizin kalbini incitmekten vazgeçmek gerekir.

 

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve cukurovapress.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.