GÜL YILMAZ
Köşe Yazarı
GÜL YILMAZ
 

MEMLEKETİN GÜNDEMi:PARA GİDER,SES KESİLİR,SU BASAR!

Son zamanlarda ülke gündeminde fon krizi konuşuluyor. Ülkece fon ile yatıp,fon ile kalkmaya başladık. Neden bu kadar ülke gündeminde onu bilmek lazım. "Benim fonlarla hiç ilgim olmadı, hayatımda borsayada girmedim” diyenler bile bu gelişmelerden payını aldı. Belki farkında değiller ama onlar da bu krizin ekonomik ve toplumsal sonuçlarıyla karşı karşıya. Bu sadece borsaya girenleri değil,borsaya girmeyenleri de bir süre sonra etkileyecek. Domino taşı misali... Yatırım yapmak istiyorsanız; ya altına,ya dövize,ya da borsaya yatırırsınız. Borsa... Borsa demek; ülke ekonomisinin can damarı demek, borsanın iyi olması şirketlerin büyümesi demek, halkın servetinin artması ve sermayenin tabana yayılması demek. Kısacası ülkenin ekonomik ve refah düzeyinin yüksek olması demek. Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) 17 Eylül 2026 tarihli kararları doğrultusunda yedi portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar verilmesi, yüz binlerce yatırımcıyı ilgilendiren bir süreci beraberinde getirdi. Bazı yatırımcılar ne tesadüftür ki yatırdıkları parayı yaklaşık 4 ay sonra yüksek kârla geri aldıktan kısa bir sonra SPK tasviye kararı aldı. Ne tesadüf değil mi?Bunun sonucunda da FONZEDE ve FONZÂDE ler ortaya çıktı. Para kaybedilir,yeniden kazanılır. Ama güven bir kez sarsıldı mı,onu yerine koymak öyle kolay değildir. Tam bu krizle ilgili detaylar haber kanallarında verilmeye başlanmıştı ki; bir haber kanalına kayyum atandı. O haber kanalında çalışan 12 kişi gözaltına alındı. Bu 12 kişiden 4'ü tutuklandı,4'ü ev hapsine alındı. Peki neden kayyum atandı? Halk TV'ye yönelik kayyum iddialarının temelinde, kanalın sahibi Cafer Mahiroğlu ile bağlantılı şirketler hakkında yürütüldüğü belirtilen mali soruşturma bulunuyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına atfedilen açıklamaya göre soruşturmada rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama iddiaları inceleniyor. Tabi ki ortada bir suç varsa suçu işleyen,kusurlu olan kişinin yada kurumların gerekli cezaları alması gerekir. Ama ne tesadüftür ki tıpkı muhalif belediyelere kayyum atanması gibi, yayın yapan muhalif kanallarda bu durumdan nasibini alıyor. İnsanın aklına ister istemez geliyor; yanlış yapan ve suç işleyen hep muhalif kesim mi? Yani iktidar yanlısı belediyeler,haber kanalları,kurumlar vs içinde hiç mi hata yapan yok? Buna artık iktidara oy vermiş bir çok kişide inanmıyor ve bunun siyasi bir karar olduğunu söylüyor. Eskiden iktidar cenahında fısıltı şeklinde ses çıkarken,artık şimdilerde daha yüksek sesler çıkmaya başladı. Çünkü onlarda artık tedirgin olmaya başladı. Eğer gerçekten bu kayyumların amacı siyasiyse, orda unutulan ama kesinlikle unutulmakla en büyük yapılan hata; iktidarın halkı unutması... İstediğiniz kadar kurumlara kayyum atayabilirsiniz. Halk bunları sokakta,evinde,okulda yani kısacası gerçek hayatta yaşamıyor mu,görmüyor mu? Bence asıl dikkat edilmesi gereken; halkın sandıkta haksız olanlara gerekli cevabı verip ,kayyum ataması... Yani sesi asla kesemezsin. Sana Tsunami misali fazlasıyla geri döner. İstanbul'da 14 Ekim'de etkili olan şiddetli sağanakta yollar ve alt geçitler su altında kaldı, araçlar sulara gömüldü,evleri ve işyerlerini su bastı ,can kayıpları yaşandı. Evet, üç ayda yağması gereken yağmur bir günde yağdı. Ama burda İstanbul'da ki betonlasmanın, dere yatağına yapılan binaların,yok edilen ağaçların, yeşilin, çarpık şehirleşmenin hiçmi suçu yok. Büyükşehirlerde yaşayan vatandaş saksının dışında toprak gördüğünde; sosyal medyada doğadayım diye paylaşım yapıyor. İklim krizi deniliyor. Evet doğru. Ama bu iklim krizinin faturasını neden biz her defasında ağır bedellerle öderken,iklim krizi karşısında tedbirlerini alan diğer ülkeler az hasarla kurtulabiliyor? Kısacası artık çuvaldızı kendimize batırmamızın zamanı gelmedi mi? Memleketin bir ucunda paranın izi sürülüyor,öbür ucunda sözün önü kesiliyor, ortasında vatandaş suyun içinde kalıyor. Kısacası faturayı her zamanki gibi vatandaş ödüyor. Hem cebinden,hem zamanından, hem de her geçen gün biraz daha aşınan umutlarından. Ama unutulmaması gereken bir şey var azizim; paranın hesabı sorulur,susturulan ses yankısını bulur, çekilen suyun ardından da geride kalan enkaz görünür.
Ekleme Tarihi: 19 Ekim 2026 -Pazartesi

MEMLEKETİN GÜNDEMi:PARA GİDER,SES KESİLİR,SU BASAR!

Son zamanlarda ülke gündeminde fon krizi konuşuluyor. Ülkece fon ile yatıp,fon ile kalkmaya başladık. Neden bu kadar ülke gündeminde onu bilmek lazım. "Benim fonlarla hiç ilgim olmadı, hayatımda borsayada girmedim” diyenler bile bu gelişmelerden payını aldı. Belki farkında değiller ama onlar da bu krizin ekonomik ve toplumsal sonuçlarıyla karşı karşıya. Bu sadece borsaya girenleri değil,borsaya girmeyenleri de bir süre sonra etkileyecek. Domino taşı misali... Yatırım yapmak istiyorsanız; ya altına,ya dövize,ya da borsaya yatırırsınız. Borsa... Borsa demek; ülke ekonomisinin can damarı demek, borsanın iyi olması şirketlerin büyümesi demek, halkın servetinin artması ve sermayenin tabana yayılması demek. Kısacası ülkenin ekonomik ve refah düzeyinin yüksek olması demek.

Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) 17 Eylül 2026 tarihli kararları doğrultusunda yedi portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar verilmesi, yüz binlerce yatırımcıyı ilgilendiren bir süreci beraberinde getirdi. Bazı yatırımcılar ne tesadüftür ki yatırdıkları parayı yaklaşık 4 ay sonra yüksek kârla geri aldıktan kısa bir sonra SPK tasviye kararı aldı. Ne tesadüf değil mi?Bunun sonucunda da FONZEDE ve FONZÂDE ler ortaya çıktı. Para kaybedilir,yeniden kazanılır. Ama güven bir kez sarsıldı mı,onu yerine koymak öyle kolay değildir.

Tam bu krizle ilgili detaylar haber kanallarında verilmeye başlanmıştı ki; bir haber kanalına kayyum atandı. O haber kanalında çalışan 12 kişi gözaltına alındı. Bu 12 kişiden 4'ü tutuklandı,4'ü ev hapsine alındı. Peki neden kayyum atandı?

Halk TV'ye yönelik kayyum iddialarının temelinde, kanalın sahibi Cafer Mahiroğlu ile bağlantılı şirketler hakkında yürütüldüğü belirtilen mali soruşturma bulunuyor.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına atfedilen açıklamaya göre soruşturmada rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama iddiaları inceleniyor. Tabi ki ortada bir suç varsa suçu işleyen,kusurlu olan kişinin yada kurumların gerekli cezaları alması gerekir. Ama ne tesadüftür ki tıpkı muhalif belediyelere kayyum atanması gibi, yayın yapan muhalif kanallarda bu durumdan nasibini alıyor. İnsanın aklına ister istemez geliyor; yanlış yapan ve suç işleyen hep muhalif kesim mi? Yani iktidar yanlısı belediyeler,haber kanalları,kurumlar vs içinde hiç mi hata yapan yok? Buna artık iktidara oy vermiş bir çok kişide inanmıyor ve bunun siyasi bir karar olduğunu söylüyor. Eskiden iktidar cenahında fısıltı şeklinde ses çıkarken,artık şimdilerde daha yüksek sesler çıkmaya başladı. Çünkü onlarda artık tedirgin olmaya başladı. Eğer gerçekten bu kayyumların amacı siyasiyse, orda unutulan ama kesinlikle unutulmakla en büyük yapılan hata; iktidarın halkı unutması... İstediğiniz kadar kurumlara kayyum atayabilirsiniz. Halk bunları sokakta,evinde,okulda yani kısacası gerçek hayatta yaşamıyor mu,görmüyor mu? Bence asıl dikkat edilmesi gereken; halkın sandıkta haksız olanlara gerekli cevabı verip ,kayyum ataması... Yani sesi asla kesemezsin. Sana Tsunami misali fazlasıyla geri döner.

İstanbul'da 14 Ekim'de etkili olan şiddetli sağanakta yollar ve alt geçitler su altında kaldı, araçlar sulara gömüldü,evleri ve işyerlerini su bastı ,can kayıpları yaşandı. Evet, üç ayda yağması gereken yağmur bir günde yağdı. Ama burda İstanbul'da ki betonlasmanın, dere yatağına yapılan binaların,yok edilen ağaçların, yeşilin, çarpık şehirleşmenin hiçmi suçu yok. Büyükşehirlerde yaşayan vatandaş saksının dışında toprak gördüğünde; sosyal medyada doğadayım diye paylaşım yapıyor. İklim krizi deniliyor. Evet doğru. Ama bu iklim krizinin faturasını neden biz her defasında ağır bedellerle öderken,iklim krizi karşısında tedbirlerini alan diğer ülkeler az hasarla kurtulabiliyor? Kısacası artık çuvaldızı kendimize batırmamızın zamanı gelmedi mi?

Memleketin bir ucunda paranın izi sürülüyor,öbür ucunda sözün önü kesiliyor, ortasında vatandaş suyun içinde kalıyor. Kısacası faturayı her zamanki gibi vatandaş ödüyor. Hem cebinden,hem zamanından, hem de her geçen gün biraz daha aşınan umutlarından.

Ama unutulmaması gereken bir şey var azizim; paranın hesabı sorulur,susturulan ses yankısını bulur, çekilen suyun ardından da geride kalan enkaz görünür.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve cukurovapress.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.