GÜL YILMAZ
Köşe Yazarı
GÜL YILMAZ
 

KENDİ GİBİ KENDİNDEN FAZLA

  Türkiye'de Cumhuriyet kurulduğundan beri bir çok lider geldi, görevini yaptı, tamamladı ve gitti. Ama kaçı hafızalarda kaldı ve neden kaldı? Mesela Turgut Özal; Türkiye'yi dışa açan serbest piyasa reformları, geleneksel devlet kalıplarını kıran sivil tarzı, halktan biri gibi davranan sempatik kişiliği ve muhafazakâr-liberal senteziyle geniş kitlelerin sevgisini kazandı. Aynı zamanda uyguladığı bazı ekonomik politikalar ve gelir adaletsizliği nedeniyle yoğun eleştiriler de almıştır.Peki neden Halk tarafından sevildi? Türkiye'yi dış dünyaya açarak ithal ikameci modelden serbest piyasa ekonomisine geçirdi; böylece vatandaşlar bol çeşit, lüks tüketim malları ve teknolojiyle tanıştı. Yani kapitalizmle tanıştırdı. Teknolojiyi daha yakından hissettik. Ama artı yönlerini mi daha çok kullandık yoksa eksi yönlerini mi? İşte orası biraz karışık. Eşofmanıyla gezip halktan birisi gibi gösterdi kendisini. Böylece halkla sıcak bir bağ kurdu.Cumhuriyetin katı laiklik ve kamusal alan anlayışında muhafazakâr kesimin lehine esneklikler sağlayarak dindar insanların devlete ve merkeze entegre olmasını kolaylaştırdı. Ama bunların dışında Serbest piyasa hamleleri yüksek enflasyona yol açarken, "orta direk" eridi ve zengin ile yoksul arasındaki makas açıldı. Yolsuzluk algısı gelişti. Dönemindeki bazı tartışmalı özelleştirmeler ve "benim memurum işini bilir" gibi söylemleri ahlaki ve bürokratik yozlaşmayı tetiklediği gerekçesiyle eleştirildi. Peki rahmetli Süleyman Demirel neden Halk tarafından bu kadar sevildi? Süleyman Demirel; halktan biri olması, köylü kökenini saklamaması, samimi hitabeti ve "Çoban Sülü" imajıyla kitlelerle bağ kurdu. Ülkeye kazandırdığı barajlar, yollar ve fabrikalarla "kalkınmacı" bir lider olarak görüldü. Mizahi yönü, fötr şapkası ve krizlerdeki esnek siyasi dili ona "Baba" lakabını kazandırdı. Baba imajı, yatırım seferberliği, yaşadığı siyasi yasakların sonrasındaki mağduriyetleri,"dün dündür, bugün bugün."gibi pragmatik sözleri halkta ses olmasını bildi. Peki, Recep Tayyip Erdoğan halk tarafından neden sevildi? Recep Tayyip Erdoğan’ın halkın bir kesimi tarafından uzun süredir desteklenmesi ve sevilmesi; güçlü hitabeti, halktan gelen bir yaşam öyküsüne sahip olması, muhafazakar kesimin hak ve taleplerini savunması, yapılan büyük altyapı projeleri ve dış politikada izlenen iddialı tutum gibi etkenlere dayanmaktadır. Halkla güçlü bir iletişim kurmayı bildi. Yani halkça konuştu. Yerli ve milli söylem çok etkili oldu. Peki şimdilerde değişen ne oldu? Ya Özgür Özel? Özgür Özel, halk tarafından samimi, uzlaşmacı ve halkın gündemini doğrudan savunan üslubuyla sevilmiştir. Genel başkanlık süreciyle birlikte partide başlattığı değişim hareketi, sokaktaki vatandaşın sesine kulak vermesi ve sert siyasi gerilimler yerine kucaklayıcı bir dil tercih etmesi toplumda karşılık bulmuştur. Kısacası sokak siyaseti karşılığını bulmuştur. Samimiyet ve doğallık, kapsayıcı dil Özgür Özelin bu kadar sevilmesinde çok faydası olmuştur. Peki bu liderleri diğer parti başkanlarından ayıran özellik neydi? Halkın bu liderlerde kendilerini bulmalarıydı. Halkın kendisi gibi görmesiydi. Kendisi gibi samimi bulmasıydı. Kendi gibi görmesiydi. Hatta o lidere yapılan eleştiri kendine yapılmış gibi kabul etmesiydi. İşte en büyük hata buydu. Ve bunu görememizdi. İşte siyaset burada demokrasiden çıkıp kimlik meselesine dönüşmeye başlar. Oysa gerçek demokrasi, sevdiğin lidere itiraz edebilmektir. Çünkü liderler geçicidir,toplumlar kalıcıdır. Beni anlıyor,evet,benim gibi konuşuyor,evet,benim yerime konuşuyor,evet. Ama bu istikrar devam ediyor mu? İşte biz halk olarak bunu sorgulamalıyız. Sorgulamaya başladığımız zaman ekonomi düzelecek,ülkede liyakat olacak,refah düzeyi yükselecek, artık gelecekten korkmamaya başlayacağız. Ama sorgulamaya başladığımız zaman... Sabahları gri eşofmanımızı giyip saçma sapan kadın programları seyretmekten vazgeçtiğimiz zaman,kitap okumanın sosyal medyadan daha önemli olduğunu anladığımız zaman resim içindeki resmi görmeye başlayacağız.  Kısacası kendimiz gibi göreceğiz ama kendimizden fazla olması gerektiğini hiç bir zaman unutmayacağız. Sorgulamalıyız azizim,sorgulamalıyız. Onlara bizim sayemizde o koltukta oturduklarını her daim hatırlatmalıyız. Çünkü hatırlatmazsak o güç, zehirli bir sarmaşığa dönüşür ve bunun bedeli çok ağır olur.
Ekleme Tarihi: 18 Ağustos 2026 -Salı

KENDİ GİBİ KENDİNDEN FAZLA

 

Türkiye'de Cumhuriyet kurulduğundan beri bir çok lider geldi, görevini yaptı, tamamladı ve gitti. Ama kaçı hafızalarda kaldı ve neden kaldı?

Mesela Turgut Özal; Türkiye'yi dışa açan serbest piyasa reformları, geleneksel devlet kalıplarını kıran sivil tarzı, halktan biri gibi davranan sempatik kişiliği ve muhafazakâr-liberal senteziyle geniş kitlelerin sevgisini kazandı. Aynı zamanda uyguladığı bazı ekonomik politikalar ve gelir adaletsizliği nedeniyle yoğun eleştiriler de almıştır.Peki neden Halk tarafından sevildi? Türkiye'yi dış dünyaya açarak ithal ikameci modelden serbest piyasa ekonomisine geçirdi; böylece vatandaşlar bol çeşit, lüks tüketim malları ve teknolojiyle tanıştı. Yani kapitalizmle tanıştırdı. Teknolojiyi daha yakından hissettik. Ama artı yönlerini mi daha çok kullandık yoksa eksi yönlerini mi? İşte orası biraz karışık. Eşofmanıyla gezip halktan birisi gibi gösterdi kendisini. Böylece halkla sıcak bir bağ kurdu.Cumhuriyetin katı laiklik ve kamusal alan anlayışında muhafazakâr kesimin lehine esneklikler sağlayarak dindar insanların devlete ve merkeze entegre olmasını kolaylaştırdı. Ama bunların dışında Serbest piyasa hamleleri yüksek enflasyona yol açarken, "orta direk" eridi ve zengin ile yoksul arasındaki makas açıldı. Yolsuzluk algısı gelişti. Dönemindeki bazı tartışmalı özelleştirmeler ve "benim memurum işini bilir" gibi söylemleri ahlaki ve bürokratik yozlaşmayı tetiklediği gerekçesiyle eleştirildi. Peki rahmetli Süleyman Demirel neden Halk tarafından bu kadar sevildi?

Süleyman Demirel; halktan biri olması, köylü kökenini saklamaması, samimi hitabeti ve "Çoban Sülü" imajıyla kitlelerle bağ kurdu. Ülkeye kazandırdığı barajlar, yollar ve fabrikalarla "kalkınmacı" bir lider olarak görüldü. Mizahi yönü, fötr şapkası ve krizlerdeki esnek siyasi dili ona "Baba" lakabını kazandırdı. Baba imajı, yatırım seferberliği, yaşadığı siyasi yasakların sonrasındaki mağduriyetleri,"dün dündür, bugün bugün."gibi pragmatik sözleri halkta ses olmasını bildi.

Peki, Recep Tayyip Erdoğan halk tarafından neden sevildi?

Recep Tayyip Erdoğan’ın halkın bir kesimi tarafından uzun süredir desteklenmesi ve sevilmesi; güçlü hitabeti, halktan gelen bir yaşam öyküsüne sahip olması, muhafazakar kesimin hak ve taleplerini savunması, yapılan büyük altyapı projeleri ve dış politikada izlenen iddialı tutum gibi etkenlere dayanmaktadır. Halkla güçlü bir iletişim kurmayı bildi. Yani halkça konuştu. Yerli ve milli söylem çok etkili oldu. Peki şimdilerde değişen ne oldu?

Ya Özgür Özel?

Özgür Özel, halk tarafından samimi, uzlaşmacı ve halkın gündemini doğrudan savunan üslubuyla sevilmiştir. Genel başkanlık süreciyle birlikte partide başlattığı değişim hareketi, sokaktaki vatandaşın sesine kulak vermesi ve sert siyasi gerilimler yerine kucaklayıcı bir dil tercih etmesi toplumda karşılık bulmuştur. Kısacası sokak siyaseti karşılığını bulmuştur. Samimiyet ve doğallık, kapsayıcı dil Özgür Özelin bu kadar sevilmesinde çok faydası olmuştur. Peki bu liderleri diğer parti başkanlarından ayıran özellik neydi? Halkın bu liderlerde kendilerini bulmalarıydı. Halkın kendisi gibi görmesiydi. Kendisi gibi samimi bulmasıydı. Kendi gibi görmesiydi. Hatta o lidere yapılan eleştiri kendine yapılmış gibi kabul etmesiydi. İşte en büyük hata buydu. Ve bunu görememizdi. İşte siyaset burada demokrasiden çıkıp kimlik meselesine dönüşmeye başlar. Oysa gerçek demokrasi, sevdiğin lidere itiraz edebilmektir. Çünkü liderler geçicidir,toplumlar kalıcıdır. Beni anlıyor,evet,benim gibi konuşuyor,evet,benim yerime konuşuyor,evet. Ama bu istikrar devam ediyor mu? İşte biz halk olarak bunu sorgulamalıyız. Sorgulamaya başladığımız zaman ekonomi düzelecek,ülkede liyakat olacak,refah düzeyi yükselecek, artık gelecekten korkmamaya başlayacağız. Ama sorgulamaya başladığımız zaman... Sabahları gri eşofmanımızı giyip saçma sapan kadın programları seyretmekten vazgeçtiğimiz zaman,kitap okumanın sosyal medyadan daha önemli olduğunu anladığımız zaman resim içindeki resmi görmeye başlayacağız.  Kısacası kendimiz gibi göreceğiz ama kendimizden fazla olması gerektiğini hiç bir zaman unutmayacağız. Sorgulamalıyız azizim,sorgulamalıyız. Onlara bizim sayemizde o koltukta oturduklarını her daim hatırlatmalıyız. Çünkü hatırlatmazsak o güç, zehirli bir sarmaşığa dönüşür ve bunun bedeli çok ağır olur.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve cukurovapress.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.