GÜL YILMAZ
Köşe Yazarı
GÜL YILMAZ
 

Yaş değil cesaret mesele

  Bu günlerde şunu çok sık duymaya başladım."Bu yaştan sonra ne işin var Almanya'da?" "Artık düzenini bozma." "Yeni bir ülkede yeniden başlanır mı?""Tek başına nasıl yaparsın?" gibi,gibi... Mesela 54 Yaşından sonra beklenen; torun bakmak,gri eşofmanını giyip kadın programları seyretmek, yakınlarını ziyaret etmek ve yapabilirsen arada bir tatile gidebilmek. Evet; 50'sinden sonra beklenen yaşam şekli bu. Okuduk,meslek sahibi olduk,evlendik,ebeveyn olduk ve 50 yaşına geldik. Yani ödevimizi tamamladık. Artık bir köşeye çekilip sessiz sedasız ölümü beklemeliyiz.Fakat hep bir şeyi unuttuk. Gerçekten biz böyle bir hayat mı istiyoruz? Evet; ben 50 yaşımdan sonra bu yaşıma kadar yaşadığım ülkemi terkedip,başka bir ülkede yaşamaya karar verdim. Bu hiç kolay bir karar değil. Orda beni neyin beklediğinide bilmiyorum. Yeni bir dil,yeni insanlar,yeni bir kültür,yeni bir coğrafya. Bu kadar "yeni"bana iyimi gelecek bilemem. Ama bunu yaparsam bilme şansım olacak. İnsanın yaşı ilerledikçe hayatı bitmez; sadece toplum onun hayallerine tarih koymaya başlar. Ve siz o tarihin üstünü çiziyorsunuz. Belkide ben sadece bir ülkeye gitmek için gitmiyorum. Belki de hâlâ kendimin henüz tanımadığım taraflarımı keşfetmeye gidiyorum. Belki de bavula sadece kıyafetleri koymak istemiyorum. Anıları, dostlukları, kırgınlıkları, başarıları,hayal kırıklıklarını, alışkanlıklarımıda koyuyorum. Hayat konforundan çıkan bir çok kişi bence bu bavul meteforunu yaşıyor... Elbette başka bir ülkeye taşınma kararımın arkasında yalnızca macera duygusu yok. İçinde yaşadığımız ekonomik şartların, hayat pahalılığının, gelecek kaygısının ve toplumsal yorgunluğun da payı var. İnsan yıllarca çalışıp emek verdikten sonra, hayatının geri kalanında biraz daha huzur, biraz daha öngörülebilirlik ve biraz daha güven arıyor. Bazen mesele daha çok kazanmak değil; kazandığının karşılığını alabilmek, yarına dair plan yapabilmek ve sürekli “Acaba yarın ne olacak?” diye düşünmemek. Eskiden nitelikli göç Türkiye'ye gelirdi,ama şimdilerde tam tersi bir durum yaşanıyor. Benim için Almanya'ya gitmek, ülkeme sırtımı dönmek değil. Tam tersine, kendi hayatımın sorumluluğunu yeniden elime almak. Başka bir ülkede, başka bir dilde, başka bir düzende yeniden başlamak kolay değil. Ama belki de hayatın en güzel tarafı burada başlıyor. Belki de geç kalan biz değildik. Belki de kendimizi erteledik. Demem o ki azizim yeni bir hayat beni bekliyor. İnsanın yaşı ilerledikçe hayalleri küçülmemeli. Korkular büyüsede, o korkulara rağmen adım atabilmeli. Yani kendini keşfedebilmeli. Şunu bilmeliyiz. Mesele yaşta değil,mesele cesaret edebilmekte...
Ekleme Tarihi: 25 Ağustos 2026 -Salı

Yaş değil cesaret mesele

 

Bu günlerde şunu çok sık duymaya başladım."Bu yaştan sonra ne işin var Almanya'da?" "Artık düzenini bozma." "Yeni bir ülkede yeniden başlanır mı?""Tek başına nasıl yaparsın?" gibi,gibi...

Mesela 54 Yaşından sonra beklenen; torun bakmak,gri eşofmanını giyip kadın programları seyretmek, yakınlarını ziyaret etmek ve yapabilirsen arada bir tatile gidebilmek. Evet; 50'sinden sonra beklenen yaşam şekli bu.

Okuduk,meslek sahibi olduk,evlendik,ebeveyn olduk ve 50 yaşına geldik. Yani ödevimizi tamamladık. Artık bir köşeye çekilip sessiz sedasız ölümü beklemeliyiz.Fakat hep bir şeyi unuttuk. Gerçekten biz böyle bir hayat mı istiyoruz?

Evet; ben 50 yaşımdan sonra bu yaşıma kadar yaşadığım ülkemi terkedip,başka bir ülkede yaşamaya karar verdim. Bu hiç kolay bir karar değil. Orda beni neyin beklediğinide bilmiyorum. Yeni bir dil,yeni insanlar,yeni bir kültür,yeni bir coğrafya. Bu kadar "yeni"bana iyimi gelecek bilemem. Ama bunu yaparsam bilme şansım olacak. İnsanın yaşı ilerledikçe hayatı bitmez; sadece toplum onun hayallerine tarih koymaya başlar. Ve siz o tarihin üstünü çiziyorsunuz.

Belkide ben sadece bir ülkeye gitmek için gitmiyorum. Belki de hâlâ kendimin henüz tanımadığım taraflarımı keşfetmeye gidiyorum.

Belki de bavula sadece kıyafetleri koymak istemiyorum. Anıları, dostlukları, kırgınlıkları, başarıları,hayal kırıklıklarını, alışkanlıklarımıda koyuyorum. Hayat konforundan çıkan bir çok kişi bence bu bavul meteforunu yaşıyor...

Elbette başka bir ülkeye taşınma kararımın arkasında yalnızca macera duygusu yok. İçinde yaşadığımız ekonomik şartların, hayat pahalılığının, gelecek kaygısının ve toplumsal yorgunluğun da payı var.

İnsan yıllarca çalışıp emek verdikten sonra, hayatının geri kalanında biraz daha huzur, biraz daha öngörülebilirlik ve biraz daha güven arıyor. Bazen mesele daha çok kazanmak değil; kazandığının karşılığını alabilmek, yarına dair plan yapabilmek ve sürekli “Acaba yarın ne olacak?” diye düşünmemek. Eskiden nitelikli göç Türkiye'ye gelirdi,ama şimdilerde tam tersi bir durum yaşanıyor.

Benim için Almanya'ya gitmek, ülkeme sırtımı dönmek değil. Tam tersine, kendi hayatımın sorumluluğunu yeniden elime almak. Başka bir ülkede, başka bir dilde, başka bir düzende yeniden başlamak kolay değil. Ama belki de hayatın en güzel tarafı burada başlıyor.

Belki de geç kalan biz değildik. Belki de kendimizi erteledik.

Demem o ki azizim yeni bir hayat beni bekliyor. İnsanın yaşı ilerledikçe hayalleri küçülmemeli. Korkular büyüsede, o korkulara rağmen adım atabilmeli. Yani kendini keşfedebilmeli. Şunu bilmeliyiz. Mesele yaşta değil,mesele cesaret edebilmekte...

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve cukurovapress.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.