Seçim zamanı geldiğinde bu yerel seçimler olabilir,genel seçimler olabilir; Halk seçim sandığına gider,oyunu kullanır ve böylece kendisine düşen görevini tamamlar. Yada tamamladığını zanneder. Yerel seçimlerde belki bir nebze belediye başkanının icraatlarına bakar ve ona göre oy verir. Ama bu çoğunlukla yerel seçimlerde de,genel seçimlerde de halk, kişiden ziyade oyunu partiye göre verir. Yani kazanmasını istediği siyasi partiye göre vereceği oyu belirler.
Futbolda transfer sezonu vardır. Oyuncu bir takımdan diğerine geçer, formasını değiştirir,yeni takımında mücadele etmeye devam eder. Futbolda ki bu transferler halk tarafından normal karşılanır. Ama bu günlerde futboldan çok siyasetteki transferler gündemde.
Siyasette son yıllarda alıştığımız bir görüntü var: Seçim bitiyor, sandıklar kapanıyor, sonuçlar açıklanıyor... Derken bir süre sonra transfer haberleri gelmeye başlıyor.
Dün bir partinin rozetini taşıyan,meydanlarda o partinin politikalarını savunan, seçmenden o parti adına oy isteyen siyasetçi; bugün başka bir partinin kapısından içeri giriveriyor.
Peki ne değişti?
Düşünceler mi değişti,siyasi şartlar mı değişti,yoksa sadece adres mi değişti?
Futbolda ki transferle siyasetteki transfer arasında önemli bir fark var. Futbolcu kendi kariyeri için transfere karar verir, siyasetçi ise seçmenin verdiği oyla bir makama gelir.
Seçim zamanı siyasetçiler seçmenin kapısını çalıyor,oy istiyor,"Bizi seçerseniz sizin sesiniz olacağız diyor. Ama bir bakıyoruz ki forma değişmiş,renk değişmiş,adres değişmiş. Bu transferlerin sebebi sizce ne olabilir? Kariyer,çıkar ilişkileri yada korku...?
Peki seçmenin verdiği oy ne olacak? Seçmen neye güvenmeli yada güvenmemeli? Sizce seçmenin güveni bu kadar suistimal edilmeli mi?
Transferle başka bir partiye giden siyasetçi bence şunu düşünmeli; halkın iradesi dışında başka bir partiye geçtiğinde, yanında sadece kendi siyasi kararını mı götürüyor? Yoksa kendisine emanet edilen seçmenin oylarınıda götürüyor mu?
Aynı soru belediye başkanların icinde geçerli. Seçmen sandıkta yalnızca bir isme mi oy verir,yoksa o ismin temsil ettiği siyasi kimliğe,partiye,programa ve vaatleremi oy verir?
Elbette siyasetçinin düşüncesi değişebilir. İnsan değişir,fikir değişir,siyasi koşullar değişebilir. Fakat burda mesele sadece parti değiştirme hakkı değildir. Mesele, seçmene karşı duyulan sorumluluktur.
Demem o ki azizim;siyasetçinin koltuğu kendi mülkü değildir. O koltuk, seçmenin emanetidir. Ve vatandaşın aklında ister istemez şu soru kalır:
Biz sizi seçtik... Peki siz kimi seçtiniz?
O oy, halkın emanetidir. Ve emanetin sahibi de bellidir:
Millet.
Bunu bilmeyen siyasetçi er yada geç kaybetmeye ve tarihin tozlu sayfalarında yok olmaya mahkumdur.
